

Türkiye’de sanayinin, üretimin ve istihdamın en canlı olduğu merkezlerden biri olan İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde, ayakkabı sektörünün adeta kalbinin attığı bir yer var: AYMAKOOP Sanayi Sitesi. Burası, sadece binalardan ve makinelerden oluşan bir üretim alanı değil, aynı zamanda Türkiye’deki ayakkabı modasının doğduğu, geliştirildiği ve tüm ülkeye yayıldığı stratejik bir merkezdir. Anadolu’daki her ayakkabı üreticisinin, tasarımcısının ve zanaatkarının gözünü çevirdiği bu önemli yapının arkasında ise vizyoner bir liderlik öyküsü yatıyor.
Geleneksel zanaatı modern sanayi ile buluşturan bu liderin yönetiminde, Türk ayakkabı sektörü geleceğe sağlam adımlarla ilerliyor. Murat Göl’ün söylemleri, yalnızca bir yöneticinin vizyonunu değil, aynı zamanda bir sektörün kolektif hafızasını ve geleceğe dair umutlarını da gözler önüne seriyor.
LONCA Business Network Medya Platformu’nun gerçekleştirdiği söyleşide, Murat Göl ile hem AYMAKOOP’un tarihsel serüvenini hem de ayakkabı sektörünün geleceğini konuştuk. AYMAKOOP Yönetim Kurulu Başkanı Murat Göl’ün kişisel hikâyesi, yönetim anlayışı, sektöre dair değerlendirmeleri ve gelecek vizyonu, bu röportajın ana omurgasını oluşturuyor.
– Uzun yıllardır AYMAKOOP Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini icra ediyorsunuz. Önce sizi tanıyalım.
Bize verdiğiniz değer için çok teşekkür ediyorum. Çok güzel cümleler kullandınız inşallah bunlara layık oluruz. Babamızın yanında ikinci kuşak olarak 10 yaşından beri sektöre gidip geldik. Hem sanat öğrendik. Hem esnaflığı öğrendik, hem işin işleyişini öğrendik. 1991 yılında, İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü bitirdim ve ayakkabı sektöründe tam mesai olarak çalışmaya başladım. Emek, yoğun sektör olan ayakkabı sektörünü el yapımından daha teknolojik makinelerle Avrupa düzeyindeki ayakkabı üretim sistemine getirdik. Hem makine mühendisi oluşumuz hem sektörde pratiğini yapmış olmamdan dolayı modern üretim tesisleri haline getirerek işimizi geliştirdik. 1991 senesinde Gedikpaşa’da bir atölyemiz vardı sonra kumkapı da 500 metrekare ufak bir fabrika kurduk. Makinelerle otomasyon bant sistemine ilk orada başladık. 1997, 98 senesinde AYMAKOOP’a taşındık.
AYMAKOOP o zaman %3 – %4 doluluktaydı. Biz taşındıktan 2 sene sonra %10 doluluklara ulaştı. Doluluğun yavaş ilerlemesinin en büyük nedeni 1984’te temeli atılan AYMAKOOP’un yapım aşaması 2000 senelerine kadar görev yapan yönetimi oldukça yormuş..
Yönetici abilerimize bu kadar emek çektiniz, yoruldunuz bize bırakın burayı geliştirelim, dolduralım, piyasa haline getirelim teklifinde bulunduk. 1 yıl beraber görev yaptıktan sonra 2001 senesinde başkanlığa aday oldum ekibimle birlikte Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçildik.
Tabi bu arada İSKOBİR’de Yönetim Kurulu Üyeliği yaptım. 2005-2007 senesinde İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Üyeliği yaptım.
AYMAKOOP’ta 1.460 civarında üyemiz var. 2007 senesinde AYMAKOOP üyelerine tapuları vermeye başladık. Babam artık senin görevin bitti bundan sonra başkaları devam etsin, başkaları da bu işe gönül versin senin gibi çalışsın, faydalı olsun dedi. Biz de bütün görevlerimizi bırakıp işimize döndük.
2014 senesinde devrettiğimiz Hakan Başkan beni ziyarete geldi. Önce bu görevleri bana bıraktıran babamı ikna ettiler. 2014 te tekrar aldığımız görevi 2025 yılındayız hala devam ettiriyoruz. İkitelli Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Üyeliğim devam ediyor. İstanbul Sanayi Odası Meclis Üyesiyim. Türkiye Ayakkabı Sanayiciler Derneği’nde de başkan yardımcısıyım.
– İnsanlara faydalı olanlar insanların en hayırlılarıdır. Hiçbir karşılık beklemeden hayırlı hizmet yapıyorsunuz. İş hayatınızdaki değerleriniz, prensipleriniz neler?
İş hayatında hep babamızı örnek aldık. Babamız piyasada kendinden söz ettirmiş bir insan elimizden geldiği ona benzemeye çalıştık. Bir de mühendislikten gelen bir tarafımız var. Yaptığım işi hakkıyla yapmak ve düzgün bir şekilde yapmak. Ürettiğiniz ayakkabıyı giyenin eleştirisi olmasın. Yaptığım üretimler de her zaman en iyisini yapmak için çalışırım.
– Sizi en çok etkileyen liderlik deneyimi. Veya ilham aldığınız bir kişi var mı? Babanızdan başka örnek aldığınız kişiler var mı?
Beraber çalıştığımız arkadaşlar var çok değerli Yusuf Aksu abim var.
AYMAKOOP Yönetim Kurulu Başkan yardımcısı. Yusuf Aksu arkadaşımız prensiplerimizin de çok benzediği örnek aldığım hem ağabimiz, hem arkadaşımız.
İlk göreve geldiğimizde Yusuf Aksu abim, Murat dedi; Bu işler uzun soluklu işler, toplumsal işler, yarın öbür gün ya biz bu kadar yoruluyoruz. Bu bizim hakkımız. Birbirimize böyle bir şey dersek aman ha birbirimizi uyaralım sakın böyle bir şeyi kendimize hak görmeyelim gibi söyleyince tamam dedim. Yusuf Aksu benim birlikte yol alabileceğim bir arkadaş. Hamdolsun şu işte bu kadar emek verdik, bu da bizim olsun. Hakkımız bunu da kullanalım gibi kesinlikle böyle bir düşüncemiz hamdolsun olmadı. O yüzden de çok güvenirim, çok severim.
Bu kadar uzun süre başkanlık yapmanın ve güzel bir ekip olmanın da nedeni bu düşünceler zaten ve bunun hayata uygulanmış olması.
– Uzun yıllardır görevdesiniz ve belli bir ekiple kişiler çok değişmeden bu devam ediyor. Bu uyumla, bu yönetimle bu birliktelikle ve uzun soluklu olmakla ilgili neler söylersiniz?
Belli prensiplerim var ve özellikle eşitlik üzerine de takıntım var. Geldiğim görevde kooperatifçilik eşitliği ön görüyorsa ben de bu eşitliği sağlamalıyım. İnsanlara eşit davranmak, herkesi aynı muameleyi yapmak, birisi ne ödüyorsa diğerlerinin de aynısını ödemesini sağlamak. Yönetim kurulunda da arkadaşlarıma hep eşit oldum. Her konuyu masaya getirdim ve tüm arkadaşlarıma da söylediğim şudur, kesinlikle dışarıda kendi başımıza karar vermeyelim. Herhangi bir yönetim kurulu arkadaşımızın itiraz ettiği konularda oy çokluğu ile karar almayız hep oybirliği ile karar alıp uygularız. Masada birlikte karar alırız alınan kararların hepimiz arkasında dururuz. Yanlışsa zaten çok kısa zamanda telafi ederiz ve hemen düzeltiriz. Yönetim kurulunda herkesin eşit söz hakkı vardır. Çoğunlukla en son ben konuşurum, toparlarım üzerine bir şey koymaya çalışırım.
Kendi için değil, hizmet için bulunan arkadaşlarla bu işi yürüttüğümüz ve şeffaf bir şekilde hep beraber karar aldığımız için bugüne kadar getirdik.
– İş hayatında sizi en çok etkileyen öğreti ne oldu? Mesela genç nesillere özellikle iş disiplini ve başarı üzerine öğüt verseniz başarılı olmaları için neler söylersiniz?
Allah’a şükür bizim gençlerimiz iş hayatına da bizimle beraber bizim gibi erken girdiler. Gençlere erken iş hayatına girmelerini, istedikleri mesleklerde veya ona yakın mesleklerde, özellikle yaz tatillerinde çalışarak hem tecrübe edinsinler, hem esnaflığı ve ticareti öğrensinler hem de insan tanısınlar insan kazansınlar. Araba kullanırken yaptığınız kilometre ile şoförlüğünüz iyi bir yere geliyorsa. Yaşamda da biriktirdiğiniz insanlar sizin ilerideki birçok konuda kendinizi geliştirmenize, işinizi geliştirmenize, çevre edinmenize de fayda sağlayacak. Sivil toplum örgütlerinde de yer almalılar. Günümüz şartlarına uygun devamlı araştırmak, öğrenmek çok önemli. Yabancı dil olmazsa olmaz 2 hatta 3 dil olmalı. Bir şeyler elde ederken ufak birikimler yapsınlar bu birikimler yarın büyük bir sermaye haline gelebilir. Çünkü yatırım araçları da çok çeşitlilik arz ediyor. Bunları kullanmak ta kolaylaştı ve insanlar artık her türlü bilgiye, tecrübeye sahip olabiliyor.
– AYMAKOOP’ta yönetici olmaya giden süreçte hangi kilometre taşlarını geride bıraktınız?
Strateji, yol haritası birşey yapmadan önce planlamak çok önemli. AYMAKOOP’a 2000 senesinde Başkan Yardımcısı olduğum zaman. AYMAKOOP’u belli bir plan dahilinde sektörel bir site yapmaya çalıştık. AYMAKOOP sektörün merkezi olması için ne olması lazım? Üreticinin yan sanayicinin, tüccarın, ithalatçının, ihracatçının hepsinin bir arada olması lazım. Ayakkabı üretimi çok fazla parçadan bir araya gelerek yapıldığından üretimin durmaması devam etmesi için malzemenin tedariğinin kolay ve yakınında olması lazım.
Görevim süresince en başta bunu prensip edindim ve uyguladım. AYMAKOOP’ta sektör harici herhangi bir işletme olmamalı. Birinci prensibim buydu ve o zamanki şartlarda elektrik dağıtımı da bize ait olduğu için siteye gelenlerden bir dilekçe alıyorduk, ne iş yapacağına dair eğer ayakkabı sektöründe ise veya yan sanayicilerden ise izin veriyorduk. Dükkan sahipleri ile çok karşı karşıya geldik site boş aidat ödüyoruz biz kiracı buluyoruz, kiracı beğenmiyorsun gibi çok sitemler oldu ama sağolsunlar beni çoğu kişi dinledi kırmadı. AYMAKOOP’un değerlenmesini buranın sektör olmasını istiyorsanız biraz daha dayanın dedim.
Sonuçta; AYMAKOOP gerçekten ayakkabı sektörünün merkezi haline geldi. Ayakkabının kalbi AYMAKOOP’ta atıyor. Bugün Anadolu’da İstanbul’da hangi ayakkabıcıya sorsanız merkez AYMAKOOP derler ve herkes burada dükkan boşalmasını bekleyip buraya taşınmaya çalışıyor.
Arkadaşlarım, ekonomik krizlerde ne olur? AYMAKOOP nasıl etkilenir? dediklerinde, söylediğim; AYMAKOOP hakikaten bu işin merkezi olduğu için burada ne kadar şirket kapansa dükkan boşalsa da dışarıdan uzaklardan buralara taşınacaklar ve buralar dolacak çünkü herkes merkezde olmak isteyecek. Dolayısıyla AYMAKOOP hiçbir zaman boş kalmayacak hiçbir zaman sektörün dışına çıkmayacak.
AYMAKOOP’ta sektör harici herhangi bir işletme olmamalı dedik ve Ayakkabı sektörünü AYMAKOOP’ta toplamayı başardık.
Ayakkabı sektör merkezi netleşmiştir o da AYMAKOOP’tur diye sürekli söylemişimdir.
Bu birinci prensibimiz burayı piyasa haline getirdi ve burayı doldurdu. Değerlenmesinin kolay ve değerli kiraya verilmesinin en büyük sebeplerinden birisi budur.
İkincisi de; İkinci görev dönemimizde yapmış olduğumuz ticaret merkezi. AYMAKOOP’ta boş bir alanımız var, ve burada ticaret yapacak alanlar az Laleli’ye veya yurt dışına satış yapacak toptancıyı nasıl buraya çeker ve bir araya toplarız diye düşündük ve bu boş alanımızı da ticaret merkezi yaparak değerlendirdik. Yurt dışına ve yurt içine mal satanlar toptan satış mağazalarını açıyor ve dünya ayakkabı ticareti burada dönüyor.

– AYMAKOOP’un kuruluş hikayesini, temel vizyonunu ve geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Şu anda geldiğiniz nokta yeterli mi?
1984’te Ayakkabı Malzemecileri AYMAKOOP’u kurarak bu araziyi almışlar ve bu inşaatları yapmışlar. Tamamlandı mı? hiçbir zaman tamamlanmaz. Çünkü şartlar değişiyor, ekonomik konjonktür değişiyor, pazarlar değişiyor, üretimler değişiyor, şekiller değişiyor.
Daha dün ; Nasıl sanayileşiriz, nasıl dijitalleşiriz, nasıl büyürüz derken; Bugün maliyeti düşürmek için ne yapabiliriz, nasıl küçülürüz el yapımına nasıl döneriz gibi şeyleri konuşmaya başladık.
Makinelerin üstüne örtüp elde yapmaya başladı ustalar. Maliyeti düşürmek elde üretimde daha kolay. Kaç çift yaptın, ne ödedin gibi daha net bir tablo çıkıyor. Fabrikasyon üretimler atölye üretimine dönmeye başladı.
Aslında ayakkabı sektörümüz avrupa’nın en büyük üretim kapasitesine sahip, fakat şu anda sanayi olarak gerilemeye başladı. Ekonomik krizde en çok makineleşmiş, kurumsal yapıya geçmiş firmalar etkileniyor.
AYMAKOOP olarak bu ekonomik krizde nelere odaklanmalıyız ve hangi vizyonla hareket etmeliyiz diye düşündük. Önceliğimizin paraya ulaşmak olması gerektiğine karar verdik! Toptancının, mağazanın sermayesi azalabiliyor, vadeleri uzatabiliyor, kısaltabiliyor, batabiliyor.
Paraya ulaşmak için de son tüketiciyi AYMAKOOP’a getirmenin bir yolunu bulup perakende ticaretin gelişmesini sağlamamız gerekiyor. Bunun için AYMAKOOP’ta perakende mağazaların açılmasını teşvik ediyoruz. Ben de toptan yere sahiptim, perakende ticarete öncülük etmek istedim. Sosyal medyada duyurularını yaptım, reklamlarını yaptım. Ciddi bir talep olunca da diğer arkadaşlarımız burada perakende iş oluyormuş deyip perakende mağazalar açmaya başladılar.
Hafta sonları cumartesi pazar perakendecilerin ağırlıklı olarak buraya gelmesini sağlamak için vizyonumuzu anlattık üyelerimiz perakende müşteriyi çekmek için reklamlara ağırlık verilmesini istedi.
Sonrasında üyelerimiz burada toptan satış yapıyor. Showroomları var burayı nasıl açık fuar alanı haline getiririz konusunda çalışıyoruz. Perakende ve toptanı ticareti AYMAKOOP’un içine çok daha fazla sokmayı hedefliyoruz. AYMAKOOP daha önceden üretim merkeziydi ama şimdi toptan ve perakende merkezi haline geliyor çünkü ticarette üretim de boyut değiştiriyor. Önümüzdeki günlerde AYMAKOOP’un ismini. Ayakkabı merkezi olarak çok fazla duyacaksınız diyebilirim.
Başkanım Kooperatifin ve üyelerinizin dijitalleşme sürecine yönelik projeleriniz var mı? Bunlarla ilgili neler yapıyorsunuz?
Tanıtımlar televizyondan gazeteden çok sosyal medya aracılığıyla oluyor. Sosyal içeriklerde yerimizi daha kuvvetli bir şekilde almamız gerekiyor. Dijital noktada hem web sitemizi güncelliyoruz hem sosyal medyada çalışmalarımızı yürütüyoruz. Video ve postlar hazırlanacak, bunları yayınlayarak son tüketiciyi çekmeyi planlıyoruz.
Bu aşama biter bitmez de dünyadaki tüm toptan müşterileri buraya çekmek için çalışmalara başlayacağız. Dünyanın her yerinden arama motorlarına o ülkenin dilinde içinde ayakkabı kelimesi geçen ne yazarsa yazsın AYMAKOOP sitesi ilk sırada çıkmalı.
Siteye ulaşan kişilere; hangi tür ayakkabı arıyor veya hangi kapasitede firma arıyor, bunların hepsine bu dijitalleşmeyle karşısına getirmeyi planlıyoruz.
– Başkanım eleman yetiştirme konusundan özellikle bahsetmenizi istiyorum. Genç girişimcilerin yeni neslin mesleğe kazandırılması çalışmalarınız var mı? AYMAKOOP un çevre konusunda yürüttüğü çalışmalar var mı? Yeşil enerjiye dönüş ile ilgili çalışmalarınız var mı?
Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Eğitim Vakfımız (TASEV) var. Burada çocuklarımızı meslekle alakalı, eğiterek sektöre kazandırmaya çalışıyoruz.
TASEV Başkanımız Yılmaz Polat eğitimle ilgili çalışmalar yapıyor. Teknolojiyi, okulumuza adapte etmemiz gerekiyor. Çin bu konuda çok ileri gitti. Biz de burada çocuklarımıza yeni çıkan makineleri, robotik sistemleri, yapay zekayı öğretmeliyiz onları sektöre daha hızlı ve daha donanımlı hazırlamalıyız. Hatta robotik sistemde üretim modeli TASEV’de kurulmalı. Sektördeki üreticiler Vakfa gittikleri zaman robotik sistemi görsünler. Teknolojiyi ilk önce TASEV uygularsa bizim için de görerek, bilerek ve yetişmiş elemanla yatırım yapma imkanı doğar. Gençlerimiz de robotik sistemi öğrenerek mezun olacakları için robotik sisteme geçen üreticiler gençlerimize iş imkanı da sağlamış olacaklar.
Bundan sonra maliyet savaşları olacak. Çin, Hindistan ve diğer ülkeler maliyetleri aşağıya çok düşürdü. Türkiye ancak Teknolojiyle üretim kapasitesini arttırarak maliyeti düşürebilir. Aksi halde ihracattan pay almamız çok zor. Devlette ihracat yapana teşvik vermeli. Çin üreticisine siz ihracatınızı yapın, fiyatınızı verin, eksiğinizi biz tamamlarız diyor. Yapay zekayı kullanırsanız telefonlara bakandan, model çiziminden son aşamasına, tedarikle alakalı planlamayı yapan yapay zekayı kullanan personeller veya öğrenciler gençler yetiştirebilirsek maliyetlerimizi burada aşağı çekebiliriz.
Bugün robot kesim makineleri işte robot zımpara makineleri, robot ilaç sürme makineleri gibi makinaları çocuklara öğretmek, tanıtmak lazım. Günün teknolojisini öğrenmek istiyorlar. Çok eski şeyleri gösterirseniz sektörden uzaklaştırırsınız ama yeni teknolojiyi gösterirseniz yakınlaştırır sınız.
Tabii sektörün bir disiplin altına girmesi gerekiyor. Yani çocuklar mezun oldu geldi, atölyeler var, sağlık koşulları uygun olmayan atölyeler varsa kurumsal firmalar az önce bahsettiğim gibi kapanmaya başladıysa gençler tercih etmeyecektir. Daha güncel daha çok para kazanılan sektörleri tercih edecektir. O yüzden sektörün de cazibesini koruması lazım.
İkitelli Organize Sanayi Bölgesi olarak şu anda güneş enerjisi sistemiyle alakalı ciddi çalışmalarımız var. Tamamlamak üzereyiz. Görüşmelerimizi yapıyoruz ve yeşil enerji üreterek burada ihracat yapanların karbon ayak izini de azaltmış olacağız. Öncelikle diğer taraftan kendi sitemizde şarj istasyonları koyduk. Elektrikli araç almak isteyenlere teşvik edelim bunuda havayı kirletme anlamında önemsiyoruz. Yine çıkan atıklarımızı geri dönüşüme gönderiyoruz. Atığımız çöpe atılmıyor. Hem çevre kirliliğini azaltıyoruz, hem tekrar kullanıldığı için ekonomiye kazandırıyoruz.
Bizim önem verdiğimiz konulardan bir tanesi de insanların güvenli bir şekilde çalışması ve yaşaması çünkü evlerinden çok burada zaman geçiriyorlar. O yüzden geçen dönem yangın söndürme tertibatlarımızı tamamen güncelledik. Bununla her kata itfaiye aracından sıkılır gibi basınçlı su verebiliyoruz. Başta tepki de aldık çünkü ciddi maliyetli bir konu ama Boludaki otel yangından sonra ne kadar doğru bir karar verdiğimiz ortaya çıktı.
Birde asansörlerimize otomatik bariyerli kapı yaptık. O da üyelerimizin sağlığı ve güvenliği için. Şu anda yönetmeliklerde de gerekiyor. Öncelikle emniyete çok değer veriyoruz.
“Hayatta kal, Ayakta kal” diye güzel bir motto var. Önce hayatta kalacaksınız, sonra da ayakta kalacaksınız” bu prensipten hareketle. Üyelerimizin ticaretini devam ettirmek için şöyle bir hesap yapmıştım, 100 tane perakende mağaza açmış olsak, her birisi 5 tane atölyeyle çalışsa 500 atölye yapar. Dolayısıyla kendi kendine yeten bir site haline geliriz.
Biz de sektörün bir mensubuyuz. Biz de ayakkabıcıyız. Bizde üreticiyiz bir üreticimizin canının yanması hepimizin yanması demek. Herkesin işini önemsiyoruz ve herkes için çalışıyoruz.
Bir ana prensibim de şu, eğer faydalı bir şey yaparsak o fayda bana da yansıyacak. Toplum için çalışırsam aslında kendim için de çalışmış oluyorum. O yüzden toplumsal faydaya çok değer veriyorum. Burada da mesela yerlerimiz değerlensin diye uğraşırken. Kendi yerimizde değerlendi, burası piyasa olsun diye uğraşırken biz de piyasanın içinde kaldık. Yarın buradaki ticaret gelişirse bizim ticaretimiz de gelişecek.

Ben yine burada derviş kaşığını söyleyeceğim. Bu son söylediklerimizin hepsi derviş kaşığının felsefesiyle bağdaşıyor. Başkasını düşünüp yaptığınız şey size de dönüş yapıyor. Siz kime ne kadar verirseniz, karşınızdaki de size o kadar vermek zorunda zaten Evet, derviş kaşığının felsefesi de bu. Bizi doğru bir yere doğru bir kuruma doğru bir başkana bu kaşığı hediye etmek etmiş olmaktan da ayrıca o onur duyuyorum.
LONCA Business Network Medya Platformuna teşekkür ederim. Şu anda sizde toplumun gözü kulağısınız toplumU birbirleri ile buluşturuyorsunuz. Bizleri de buna dahil ettiğiniz için teşekkür ediyoruz. Söylemek istediklerimizi sizin aracılığınıza da söylemiş oluyoruz. Bizi merak edenlerin bir nebze olsun meraklarını gidermiş oluruz diye düşünüyorum. Teşekkür ederim, ayaklarınıza sağlık.
Murat Göl’ün liderliğinde AYMAKOOP, bir sanayi sitesi olmanın çok ötesine geçerek, bir sektörün kaderini şekillendiren, krizlere karşı stratejiler üreten ve geleceğe yatırım yapan dinamik bir organizmaya dönüşmüştür. Onun “Toplum için çalışırsam aslında kendim için de çalışmış oluyorum” felsefesi, bireysel başarının ancak toplumsal fayda ile mümkün olabileceğinin en güzel kanıtıdır.
LONCA Business Network Medya Platformu olarak kendisine teşekkür ediyor. Sektöre ilham veren bu röportajı sizlerle paylaşmaktan gurur duyuyoruz.
LONCA Business Network Medya Platformu
Dijital Yayın Organı: E-Dergi www.dergi.loncahaber.com
Haber Portalı: www.loncahaber.com
YOUTUBE Kanalı: @LoncaBusinessNetwork
RÖPORTAJ
2 gün önceGENEL
14 Mart 2026SİVİL TOPLUM KURULUŞU
14 Mart 2026GENEL
14 Mart 2026RÖPORTAJ
14 Mart 2026BİLİŞİM-TEKNOLOJİ-PROJE
14 Mart 2026RÖPORTAJ
14 Mart 2026
1
Gebze Ticaret Odası Başkanı Abdurrahman Aslantaş; “Gebze’nin en büyük şansı Türkiye’ye ilk yabancı sermayenin ilçemizden girmiş olması. Yabancı sermaye, networklarıyla ve know-hows’ları ile Gebze’yi ticarette, sanayide, üretimde üst noktaya taşıdı.”
36530 kez okundu
2
Müslümanlar, İsrail Zulmüne Dur Demek İçin KUDÜS’TE BULUŞMAK ÜZERE ahitleşiyor… www.kudustebulusmakuzere.com
29723 kez okundu
3
Mehmet Ali Taşdemir: 13. “Altın Oklava” Baklava Ustaları Yarışması ve “Baklava Festivali” Bakü’de yapılacak
27991 kez okundu
4
Türkiye’nin eylül ayı ihracatı 22 milyar dolar oldu
20226 kez okundu
5
KÖRFEZ TİCARET ODASINDAN İSTİB’E ZİYARET
18268 kez okundu