

Bomonti Grubu tarafından düzenlenen geniş katılımlı toplantıda, iş dünyasının hem manevi hem de ekonomik temelleri mercek altına alındı. Bomonti Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Dönmez’in ticaretin etik ilkelerine odaklandığı açılış konuşmasıyla başlayan program, Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Altan Elmas’ın gayrimenkul sektörü ve küresel ekonomi üzerine yaptığı kapsamlı analizlerle devam etti. Toplantıda, modern ticaretin zorlukları ile kadim değerlerin sentezi ön plana çıktı.
Kur’an-ı İlkeler Işığında Müslüman Tüccarın Kimliği
Bomonti Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Dönmez, konuşmasının merkezine Müslüman bir iş insanının sahip olması gereken etik değerleri yerleştirdi.
Dönmez, Eyüp Sultan Camii ve Siyer Vakfı’na gerçekleştirdikleri ziyaretin ardından Muhammed Emin Yıldırım’ın kaleme aldığı bir eserden yola çıkarak “Kur’an-ı İlkeler” başlığı altında on temel maddeyi katılımcılarla paylaştı.

Dönmez’e göre ticaretin kendine has heyecanı ve gerginliği içerisinde, daha fazla kazanma tutkusunun Allah’ı anmaktan, namazdan ve zekattan alıkoymaması gerekir.
Rızkın mutlak sahibinin Allah olduğunu hatırlatan Dönmez, insanın görevinin sadece gayret etmek ve alın teri dökmek olduğunu, neticenin ise takdir-i ilahiye bırakılması gerektiğini vurguladı. Haram ve helal sınırlarına riayet etmenin bir Müslüman tüccar için en büyük vazife olduğunu belirten Dönmez, şeytanın haramları kârlı ve süslü gösterme çabasına karşı takva elbisesinin kuşanılması gerektiğini ifade etti.
Konuşmanın en dikkat çekici kısımlarından biri, “kayıt altına alma” zorunluluğu üzerineydi.
Dönmez, Kur’an-ı Kerim’in en uzun ayetinin konusunun borçlanma ve ortaklıkların yazıyla tescil edilmesi olduğunu hatırlatarak, ileride oluşabilecek sorunların kapısını bu şekilde kapatmanın bir emir olduğunu belirtti. Ayrıca ölçü ve tartıda adaletin sağlanması, faizin (riba) bereketi yok eden bir unsur olarak görülerek ondan uzak durulması, sadakat ilkesinden sapılmaması ve hayırda yardımlaşılması gibi ilkelerin altını çizdi.
Dönmez, ticaretin bereketinin ancak infak ve zekatla artacağını, bire yedi yüz veren ilahi bir kazanç sistemine dahil olmanın önemini vurguladı.
Sur Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Altan Elmas, inşaat ve gayrimenkul sektörünün Türkiye’deki gelişimini iki ana döneme ayırarak analiz etti. Elmas’a göre 2002 öncesi dönemde sektör, mahalle bazlı yatırımlar yapan küçük müteahhitler ve kısıtlı alım gücüyle sınırlıydı. Ancak 2002 sonrası ekonomi yönetimindeki değişim ve devletin borçlanma ihtiyacının azalması, finansal sistemde büyük bir kırılmaya yol açtı.
Geçmişte bankacılık sistemindeki kaynağın büyük kısmının devlet (hazine) tarafından çekildiğini belirten Elmas, faizlerin %70-80 bandından hızla aşağı inmesiyle birlikte bu kaynağın halka ve orta ölçekli işletmelere yöneldiğini ifade etti. 2003-2004 yıllarından itibaren konut kredilerinin yaygınlaşması, vadenin on yıla kadar uzaması ve faizlerin tek haneli rakamlara yaklaşması, sektörde kurumsallaşmanın önünü açtı.
Elmas, Sur Yapı’nın bu süreçte 32 yıllık tecrübesiyle 134 projeye imza atarak global bir şirketler grubuna dönüştüğünü hatırlattı.
Dünya genelindeki finansal sistemi bir benzetme üzerinden değerlendiren Altan Elmas, mevcut faizli düzeni “içten yanmalı motorlara”, faizsiz (İslami) finans modellerini ise “elektrikli araçlara” benzetti. Elmas’a göre, dünyanın tüm altyapısı (Dolar egemenliği, SWIFT sistemi, uluslararası ticaret kuralları) içten yanmalı motorlara (faizli sisteme) göre inşa edilmiştir.
Müslüman iş insanlarının bu sistem içerisinde “elektrikli araba kullanan ama mazot bulamayan adamlar” gibi bir ikilemde kaldığını ifade eden Elmas, faizsiz modellerin yaygınlaşması için gereken altyapının henüz küresel ölçekte tamamlanmadığını belirtti. Amerika’nın dolar basarak enflasyonu dünyaya yaydığına ve küresel nakliyenin dahi dolar bazlı olduğuna dikkat çekerek, yerel ekonomik krizlerin aslında bu büyük küresel mekanizmanın birer parçası olduğunu vurguladı.
Elmas, inşaat sektörünün bugün karşı karşıya kaldığı en büyük sorunun finansman maliyetleri ve yüksek faiz oranları olduğunu ifade etti. Mevcut politika faizlerinin bileşik etkileriyle %65-70 seviyelerini bulduğunu, bu durumun hem üretim hem de tüketim tarafında ciddi bir tıkanıklık yarattığını belirtti.
Yatırım amaçlı konut alımlarının neredeyse durma noktasına geldiğini söyleyen Elmas, insanların paralarını %50-60 faizli enstrümanlarda tutmayı, konut alımına tercih ettiğini ifade etti. Ayrıca, sosyal değişimlerin de sektörü etkilediğine değinen Elmas, yıllık evlilik sayısının 700 binlerden 500 binlere düşmesinin ve boşanma oranlarındaki artışın, konut ihtiyacının yapısını değiştirdiğini dile getirdi.
Gayrimenkul yatırımcılığını gelecekte bekleyen tehlikelere de değinen Altan Elmas, ofis ve ticari gayrimenkul piyasasının büyük bir dönüşüm geçirdiğini belirtti. Pandemi sonrası yaygınlaşan uzaktan çalışma modelinin ofis ihtiyacını azalttığını, kendi şirketlerinde dahi bazı birimlerin evden çalışmaya başladığını örnek gösterdi.
Yapay zekanın iş gücü üzerindeki etkisinin ofis talebini daha da düşüreceğini öngören Elmas, yapay zekanın şimdiden mimari projeler çizebildiğini ve reklam filmleri hazırlayabildiğini belirtti. Bu teknolojik ivmenin, insan gücüne olan ihtiyacı azaltarak fiziksel çalışma alanlarına olan talebi kısıtlayacağı uyarısında bulundu.
Altan Elmas, ekonominin geleceğine dair öngörülerini paylaşırken 2026 yılının Haziran ayına kadar yüksek faiz ortamının devam edebileceğini ifade etti. 2026’nın son çeyreğinden itibaren piyasada hafif bir hareketlenme beklenebileceğini, ancak 2002-2010 arasındaki o “büyük rüya” dönemlerine geri dönüşün kısa vadede mümkün görünmediğini belirtti.
2027 yılında bir seçim sürecine girilmesiyle birlikte para politikasında bir gevşeme yaşanabileceğini ve bunun piyasaya moral aşılayabileceğini söyleyen Elmas, yatırımcılara bireysel riskler yerine kolektif modelleri önerdi. Özellikle ticari gayrimenkulde veya alışveriş merkezlerinde tek başına yatırım yapmak yerine, 8-10 kişinin bir araya gelerek daha avantajlı şartlarda mülk edinmesinin bugünün şartlarında daha rasyonel bir yaklaşım olduğunu tavsiye etti.

Toplantı, iş dünyasının sadece rakamlardan ibaret olmadığı, değerler ve stratejik öngörünün bir bütün olarak ele alınması gerektiği mesajıyla sona erdi. Katılımcılar, hem manevi ticaretin ilkeleri hem de makroekonomik veriler ışığında geleceğe dair bir yol haritası edinme imkanı buldu.
RÖPORTAJ
6 gün önceGENEL
18 Mart 2026SİVİL TOPLUM KURULUŞU
18 Mart 2026GENEL
18 Mart 2026RÖPORTAJ
18 Mart 2026BİLİŞİM-TEKNOLOJİ-PROJE
18 Mart 2026RÖPORTAJ
18 Mart 2026
1
Gebze Ticaret Odası Başkanı Abdurrahman Aslantaş; “Gebze’nin en büyük şansı Türkiye’ye ilk yabancı sermayenin ilçemizden girmiş olması. Yabancı sermaye, networklarıyla ve know-hows’ları ile Gebze’yi ticarette, sanayide, üretimde üst noktaya taşıdı.”
36536 kez okundu
2
Müslümanlar, İsrail Zulmüne Dur Demek İçin KUDÜS’TE BULUŞMAK ÜZERE ahitleşiyor… www.kudustebulusmakuzere.com
29728 kez okundu
3
Mehmet Ali Taşdemir: 13. “Altın Oklava” Baklava Ustaları Yarışması ve “Baklava Festivali” Bakü’de yapılacak
27994 kez okundu
4
Türkiye’nin eylül ayı ihracatı 22 milyar dolar oldu
20230 kez okundu
5
KÖRFEZ TİCARET ODASINDAN İSTİB’E ZİYARET
18271 kez okundu