
22 Ocak 2026 Perşembe

Esnaf odalarında bir seçim telaşı var. Mart ayı sonuna kadar devam edecek. Mevcut başkanların adaylıkları, yeni adayların telaşları, üyelerin kararları ve oyları derken her oda kendi temsilcisini seçecek.
Seçimler ilgili yönetmeliklerine göre yapılıyor. Yönetmeliklerde teknik olarak adaylık şartları ve seçimlerin düzeni detaylı anlatılmış.
Bu seçimler esnaf ve zanaatkarların kendi aralarındaki seçim olarak görülüyor.
Evet. Her meslek grubu kendi yöneticisini seçecek. Fakat bu meslekler toplum olarak hizmet ve ürün aldığımız meslekler.
Fırıncılar, minübüsçüler, güzellik salonları, berberler, lokantalar, kahveciler, elektronikçiler, pastacılar, pazarcılar, ayakkabıcılar, şoförler, servis işletmeleri, bakkallar, büfeler, vb., kısacası aklınıza gelen her meslek var. Bu odalarda alınan kararlar, odaların kendi içlerindeki çalışmalar, eğitimler, otokontrol mekanizması her şey toplumu, hizmet alanları, tüketicileri, bizleri etkiliyor.
Toplum olarak, “bize ne seçimlerden” deme durumumuz olmamalı. Takip etmeli, talep edebilmeliyiz.
Tüketiciler olarak neleri talep edebiliriz?
Sektörüne göre değişir aklıma gelenler, her sektörde kalite, hijyen, müşteri odaklılık, makul fiyatlar, etik kurallara uygunluk.
Ahilik Kültürünü Araştırma Tanıtma Ve Yaşatma Derneği başkanı olarak elbette Odaların hem kendi içinde hem de müşterilerine ve diğer paydaşlarına karşı kadim değerimiz Ahilik değerlerine sadık kalınması ve uygulanması talebimiz.
“Bu zamanda Ahilik mi kaldı, ahilik değerleri eskidendi” diyen oda üye ve başkan adayları yoktur diye umuyorum.
Bu gün herkes farkında ki toplumdaki en önemli konulardan biri etik değerler, ahlaki kurallar, tüketicinin kandırılmaması. Bu sebeple Ahilik değerleri önemli.
Fakat Ahilik konusunun ve değerlerinin farklı amaçlarla kullanılması, reklam malzemesi yapılması, ahilik değerinden bahsederken bile değerlerin zedelenmesi, aşındırılması elbette doğru değil.
Yeni dönemde oda başkanlarının bu değerlere daha fazla önem vermesini ve üyeleriyle birlikte Ahilik Kültürünü Araştırma Tanıtma Ve Yaşatma Derneği’ ne üyeliklerini bekliyor ve davet ediyoruz. Özellikle Kocaeli’ de esnaf oda başkanlarını ve üyelerini Türkiye’de örnek olacak bir çalışmaya davet ediyoruz. Ahilik kişi veya grupların değil, ülkemizin, insanımızın, kadim değeri.
Yazımın başlığında “Oda seçimlerinde nelere dikkat edilir?” demiştim. Ülke çapındaki bütün oda seçimlerinde TOBB’un yönetmeliğindeki temel kriterler ile birlikte ahilik değerlerini (sistemini değil) uygulayacak, hem üyeleri için hem de hizmet verdikleri halk için çalışacak, üye ve tüketicisini dengeleyebilecek, hayır dua alacak, bereketli ve bereketi gözeten mütevazi, hizmet odaklı, kibirsiz, meslek ahlakına önem veren ve uygulayan, başkanlığı kendi menfaati için kullanmayacak, çözüm odaklı, eğitime ve gelişime önem veren başkanlara her zaman ihtiyacımız var.
Ahilik Kültürünü Araştırma Tanıtma Ve Yaşatma Derneği başkanı olarak yönetim kurulumuz ve üyelerimizle birlikte etik davranacak, ahilik değerlerini gözetecek, tüketiciye saygı duyacak, işini kaliteli yapacak, üyesini güçlendirip katkı sağlayacak, mütevazi olan ülkemizdeki bütün adaylara başarılar diliyoruz. Birlik ve dirlik ülkemizin üretimi, ticareti ve ekonomisi için önemli.
Sözün özü; üretim, tüketim, ticaret, ekonomiyi ve toplumları ayakta tutar. Hepsinin en önemli ortak noktası herkes için etik değerler, kalite ve mesleki ahlaktır. Bütün seçimlerin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Not: Bu yazı yazarı tarafından organik zeka ile yazılan özgün bir yazıdır.

Eski esnafları hatırlarsınız. Kanaatkar, her aldığı kuruşa “Allah bereket versin “ diyen, haksızlık yapmayan, fahiş fiyat vermeyen, hizmet verdiği vatandaş ile mesleğini bütünleştiren esnaflar. Eskiden bu esnaflar çoktu. Çürük elmaları da barındırmazlardı içlerinde.
Hala elbette var. Lakin çok az. Eskinin azı, şimdi çoğaldı ve fırsatçı bir grup doğdu. Çeşitli sebepleri bahane ederek fahiş fiyattan mal satan, malına hile karıştıran, vatandaşı yolunacak kaz olarak görenler çoğaldı.
Fiyatlar malum. Döviz bazlı ürünler, döviz kaynaklı diyelim de, içeride üretilen ürünlere ne oluyor? Üstelik üreticisi de kazanmazken. Arada kimlerin kazandığı yıllardır konuşulur. Ama olan üretici ve tüketiciye olur. Bu ürünleri satanlar her zaman halinden memnundur. Müşteri sayısı azaldı mı biraz daha zam yapar. Çünkü onun kafasında sadece kar edeceği rakam vardır, hep onu tamamlamaya çalışır, gerisi boştur.
Elbette her esnaf böyle değil. Müşterisi ile güven bağı oluşturmuş esnaflar da var. Fakat bu dönem sayıları az.
Ahilik değerleriyle iş yapanlar çoğalmalı. Elbette Ahiliğin ne olduğunu öğrenmeli önce. Soranlara söyleriz, internette adımla arattığınızda konuyla ilgili yazı ve söyleşilerim çıkacaktır.
Ahilik Kültürünü Araştırma, Tanıtma, Yaşatma Derneği Başkanı olarak biz anlatmaya devam ediyoruz ve edeceğiz.
KOOPERATİFLER UCUZ MU?
Özellikle gıdada fiyatların artması kooperatifleri canlandırmaya başladı. “Üreticiden tüketiciye” konusu gündeme geldi. Fakat kooperatif rakamları da yüksek. Evet, el emeği ve organik ama her malın bir kar marjı var. Anladık serbest piyasa düzeni. Ama kooperatif rakamlarına da yaklaşılmıyor. Kooperatiflerin bu konuyu bir kez daha düşünmesi gerek. Kime hitap edecekler. Halka mı, A ve B grubuna mı?
Genellikle satıcılar A ve B grubu müşteriyi hedefliyor da diğerleri aç mı kalsın, sağlıklı beslenemesin mi? Bu konu ekmek fiyatı meselesi ile başladı. Fırınlar beyaz ekmek için fiyat artırımı konusunda ortalığı yıktılar. En yüksek fiyatı kabul ettirmeye çalıştılar. Beyaz ekmek zamlanınca diğer ekmek çeşitlerinde fiyatları serbest olacağı için, işe beyaz ekmekten başladılar.
Görünen o ki, esnaf bindiği dalı kesmekte, diğer güven sağlayan esnafın da işini engellemekte. Halk yüksek fiyata mecburen aldığı ürünün parasını helal etmeyince ortada bereket falan kalmıyor.
HEP BANA, HEP BANA
Eski tatlı karlar kalmadı. Bu dönemi esnaf ve müşteri birlikte atlatacağız. Birlikte bereketleneceğiz. Ama terazinin bir kefesi uyumsuz olursa olmaz. “ Hep bana, hep bana “ olmaz.
Bu güne kadar malını mülkünü aldığın, aileni geçindirdiğin müşteriyi, bu gün fırsatçılıkla küstürmek, hava yapmak kimseye yaramaz. Unutmayın herkesi gören, herkesin bir sahibi var. Ama kimin umurunda değil mi?
Bir insan bir kere doğrudan sapınca, doğruya dönmesi zor olur. Yanlış, güzel gelmeye başlar. Fırsatçılık bu sebeple güzel geliyor bazılarına. Aslında kendilerini kandırıyorlar.
Fırsatçı esnafın karşısına kooperatifler çıkacaktır. Ama kooperatiflerin de uygun, makul kar marjı ile satması gerekiyor. Yoksa bu gidişat kimseye fayda getirmeyecek.
Herkesin bir kez daha önce kendini, doğru davranıp davranmadığını, hak yiyip yemediğini bir gözden geçirmesi gerekiyor. Fıtratında fırsatçılık olana ancak kanun işler.
Sözün özü; Bindiğin dalı kesersen düşersin. Düşünce Yaralanmak da var. Ölmekte. Akıllı olan dalı kesmez. Zaman içinde daldakilerle yerdekileri göreceğiz.
Not: Bu yazı yazarı tarafından organik zeka ile yazılmıştır.
Öğr. Gör. Tümay MERCAN
Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım B./ Yönetim/İletişim Danışmanı [email protected] Twitter: @tumaymercan /Facebook: Tümay Mercan İnstagram: @mercantumay Linkedin: Tümay Mercan
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece www.loncahaber.com ’a link verilerek kullanılabilir. Alıntıda kaynak gösterilmelidir. Aksi takdirde kanuni işlem yapılacaktır.

Son zamanlardaki gıda zehirlenmeleri gıda güvenliğini gündemde tutuyor. Bu durum dışarıda yemek yemeyi azalttı mı? Azaltmasa bile herkesin aklına yediği ne kadar güvenli diye gelmeye başladı.
Benim aklım almıyor. Bozuk ve tüketmeye uygun olmayan bir gıdayı insana nasıl satar, bunun parasını nasıl alır cebine koyar ve onunla kendi ihtiyacını alırsın. O para sana fayda getir mi? Başkasını kandırarak nasıl para kazanılabilir ben bunu anlayamıyorum.
Sadece gıdada mı? Hayır? Aklınıza gelecek her türlü ihtiyaç maddesinde aynı duyguyu yaşıyoruz. Herkes tutturabildiğine bir fiyat ve kalitesizlikle yarışıyor.
Ahilik Kültürünü Araştırma, Tanıtma, Yaşatma Derneği Başkanı olarak çok üzüldüğüm bir durum. Devlet herkesin başına bir zabıta dikemez. Vicdan burada devreye giriyor.
Hayır.
Bizim esnafımız bu değil.
Ahilik değerleriyle 600 yıl ticaret yapmış bir toplumuz biz. Kendisi siftah yapınca komşusuna da siftah yaptıran, bozuk malı satmayan, müşterisine söz verdi diye daha yüksek fiyat veren birine malı, para için satmayan. Sözü ve namusuyla yaşayan bir esnaf ecdadımız vardı.
Şimdi hiç mi yok? Elbette var. Hala izleri var, hala ahilik değerleri ve terbiyesi ile ürün üreten satan var. Ama malum, sayıları az.
Sayıları az olduğu için her gün kitle iletişim araçlarında ticaret ve esnaflıkla ilgili olumsuz durumları okuyoruz.
NEDEN BÖYLE?
Çünkü ahilik değerleri yavaş yavaş yerini para dediğimiz değere bıraktı. Suda yavaş yavaş ısınan kurbağa gibi toplum da bu duruma yavaş yavaş alıştı. Ya da işine mi geldi demek lazım?
Bu gün toplum olarak en büyük şikayetimiz işlerin doğru yapılmaması, tüketicinin kandırılması, toplumda güven duygusunun azalması. Sonuç; toplumun dağılması, işbirliğinin azalması, ticaretin farklı ellere geçmesi, yani kimsenin istemediği, memnun kalmayacağı sonuçlar. (Ya da birilerinin istediği, yönlendirdiği sonuçlar)
BÜTÜN ESNAFLARA, ÜRETİCİLERE GÜVENMEK İSTİYORUZ
Böyle gitmez. Toparlanmak, öze dönmek, kandırmamak, hesap verebilir olmak gerek. Hem bu dünyada, hem de öbür dünyada.
Bir insanın değil topluma, kendisine bile kötülük yapmaya hakkı yokken bu kadar kötülük, para hırsı, dünyalık merakı neden?
Üreten, alıp satan, ticaret yapanların kendilerine bir dönüp bakmalarını istiyoruz. İster yiyecek satın ister masa, yatak, ister tabak üretin fark etmez. Hepsi insan sağlığını ilgilendiriyor. Ürettiğiniz, sattığınız her şey insan için, Allah’ın yarattığı değerli insan kaynağı için.
Kendine değer vermeyen başkasına değer vermez. Biraz kendine değer ver esnaf ve ticaret yapan, üretim yapan kardeşim. Kendine değer ver. İnsana değer ver. Senin ürettiğini, sattığını kimler kullanıyor bilemezsin. Hayır duamı almak istersin, bedduamı? Karar ver.
Ahilik değerleriyle yıllarca ticaret ve üretim yapan bir toplumun ferdi olarak bu gün kalitesiz, kandırmaya meyilli, haksız kazanca obur olma hakkın yok. Böyle yapınca zaten bereketin de olmayacak. Sen kaliteli üret, kaliteli davran zaten para gelecek merak etme. Bereketin de artacak. Sahi, bereketin ve helalin anlamını bilen kaç kişi kaldı?
Sözün özü; Esnafa, üreticiye güvenmek istiyoruz. Güvenebileceğimiz kimler var, parmak kaldırsın, ses versin, el versin bilelim. Hep birlikte kitabımdaki gibi “Şimdi Ahilik zamanı” diyelim.
Not: Bu yazı yazarı tarafından organik zeka ile yazılmıştır.
Öğr. Gör. Tümay MERCAN
Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım B./ Yönetim/İletişim Danışmanı [email protected] Twitter: @tumaymercan /Facebook: Tümay Mercan İnstagram: @mercantumay Linkedin: Tümay Mercan
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece www.loncahaber.com ’a link verilerek kullanılabilir. Alıntıda kaynak gösterilmelidir. Aksi takdirde kanuni işlem yapılacaktır.

Müşteri kıymetli. Kıymetli de, bu kıymet ne kadar biliniyor? Özellikle yüzlerce, binlerce müşteriye nasıl/ ne kadar kıymet veriliyor?
Bir düşünün lütfen;
-İşletmenizi açtığınızdan bu yana kaç müşteriniz oldu?
-Aktif kaç müşteriniz var?
-Kaçı sadık müşteri?
-Kaçı giden ve geri gelmeyen müşteri?
-Gidenler neden gitti?
-Kalanlar neden kaldı?
-Yeniler neden geliyor?
-Yeniler neden beklediğiniz kadar gelmiyor?
-Perakendeciyseniz dükkanın önünden her gün kaç kişi geçiyor, kaçı size geliyor?
-O müşterileri kendinize çekebilmek için neler yaptınız, maliyeti nedir?
-O müşterileri kendinize çekebilmek için neler yapıyorsunuz/ yapacaksınız maliyeti nedir?
-Müşterileri kaçırmamak için neler yapıyorsunuz?
-Elemanlarınızı nasıl eğitiyorsunuz?
-Yaptığınız işi daha farklı nasıl yaparsınız?
-Müşterilerinizin kaçı ile sorun yaşadınız?
-Müşterilerinizin kaçı sorumlu, size katkı yapan müşteri?
Birçok esnaf ve ticaret yapan bunları bilmiyor. Hatta artık müşteriyi “velinimet” olarak gören de kalmadı sanki. Malum artık müşteriler “veri” nimet.
Peki bu veri-nimetin de kıymeti biliniyor mu? Şimdilik hayır. İleride mutlaka daha iyi bilinecek, bilinmek zorunda çünkü başka çıkar yol yok.
Bir işletme düşünün personel müşteriyle ilgilenemeyecek kadar günlük işleriyle meşgul. Oysa o müşteri kapıdan girsin diye yönetim birçok pazarlama çalışmasına bütçe ayırdı.
Müşteri eski müşteri değil, artık affetmiyor. Müşteri şikayetleri dikkate alınmıyor. Bilgiler şirket yazışmalarında yok oluyor. Artık iş yapma ve müşteri yönetimi süreçleri değişmeli. Evet müşteriler eski müşteri değil.
Müşteriye değer verirseniz sosyal medya yorumlarıyla size kazandırıyor. Değer vermezseniz sonuç iyi olmuyor. Tercih sizin.
Sözün özü; Esnaf, zanaatkar ve ticaret yapanlar için müşteriden önemli ne olabilir? Dükkana ürün almak için gelen müşteriye ayıracak zaman gerçekten yok mu? O zaman siz neden varsınız? Müşteriye kötü bir deneyim yaşatmak için mi?
Not: Bu yazı yazarı tarafından organik zeka ile yazılan bir yazıdır.
Öğr. Gör. Tümay MERCAN
Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım B./ Yönetim/İletişim Danışmanı [email protected] Twitter: @tumaymercan /Facebook: Tümay Mercan İnstagram: @mercantumay Linkedin: Tümay Mercan
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece www.loncahaber.com ’a link verilerek kullanılabilir. Alıntıda kaynak gösterilmelidir. Aksi takdirde kanuni işlem yapılacaktır.

Ülkemiz gastronomi zengini. Hangi gastronomik değeri ön plana çıkaralım bilemiyoruz ve hatta bu konuda karmaşa yaşanıyor. Sokak lezzetlerinden tutan da yöresel yemekler, tatlılar, otlar, yenilebilecek ne varsa çeşit çeşit ülkemizin her yerinde.
Bu yemeklerin hammaddelerinin ülkemizde, Anadolu’ nun bereketli topraklarında yetişiyor olması da ayrı bir özellik ve zenginlik. Bu hammaddeleri bir araya getirerek coğrafyaya uygun yemek yapabilmek ayrı bir zeka ve pratiklik gerektiriyor. Ne büyük bir zenginlik.
Gastronomi Turizmi Derneği’nin düzenlediği Gastroshow bütün gastronomik değerleri bir araya getirip detaylı bir şekilde konuşuyor. Neyi konuşuyor?
Gastronomi diplomasisini, coğrafi işaretli ürünleri, mutfak kültürünü, artıları, eksileri, gastronomide başarabildiklerimiz, başarabileceklerimizi, başaramadıklarımızı. Konu çok geniş.
Gastroshow’ da bu yıl tema “sağlık”.
Ülke olarak sağlık turizmi ile dünya insanlarını tedavi edebiliyoruz. Yine dünya insanlarını Anadolu’nun sağlıklı gıdalarıyla sağlıklı ve uzun yaşaması konusunda daha fazla destek verebilir hatta bu konuda markalaşabiliriz. Ben Egeliyim. Nazilli en uzun ve sağlıklı yaşamın olduğu bölge. O bölgede yetişen ürünler özellikle zeytin, zeytinyağı ve incir dünyanın en iyileri. Ama bilinen marka değiliz.
Gastroshow’da bunlar konuşulacak. Gıdanın değeri, ekonomiye katkısı, markalaşma, markalaşamama, uzun ve sağlıklı yaşam, gastronomi diplomasisi vb.
İnsan yemek yeme ihtiyacı duydukça, gastronomi değerini koruyacak.
Benim çocukluğumda derlerdi ki “ gün gelecek insan hap ile beslenecek. Bir hap içeceksin ve doyacaksın.” Öyle bir zaman gelir mi biz görür müyüz bilmem. Şimdilik ülkemizdeki gastronomik ürünlerin tadını çıkarmak, sağlığımızı topraklarımızın ve değerli çiftçilerimizin ürettiği ürünleri tüketerek korumak aşamasındayız.
Bu dönemde toprakta yetişen ürünleri tüketebildiğimiz için şanslıyız. İlerleyen dönemlerde topraksız tarım ürünlerini yemek zorunda kalacağız. Zaman bu konuda da artı ve eksileri gösterecek hepimize.
Gastronomi’nin önemi birçok yönden önümüzdeki yıllarda daha çok artacak.
Geleceği bu günden görerek konuşmak, strateji belirlemek, son derece önemli. Gastroshow bunu yapıyor. Balon işler değil, kalıcı ve geleceğe dönük fikirlerle sadece Türkiye’ye değil, dünyaya bakarak yön belirliyor ve rehber oluyor. Bu yıl da dinleyip paylaşacağız. Gastroshow’da alanında uzman değerli konuşmacılar fikirlerini paylaşacaklar.
Sözün özü; Gastronomi önemini hep koruyacak.
Not: Bu yazı yazarı tarafından organik zeka ile yazılmıştır.
Öğr. Gör. Tümay MERCAN
Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım B./ Yönetim/İletişim Danışmanı [email protected] Twitter: @tumaymercan /Facebook: Tümay Mercan İnstagram: @mercantumay Linkedin: Tümay Mercan
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece www.loncahaber.com ’a link verilerek kullanılabilir. Alıntıda kaynak gösterilmelidir. Aksi takdirde kanuni işlem yapılacaktır.