DOLAR 46,1116 0.02%
EURO 53,1487 -0.94%
ALTIN
BITCOIN %
İstanbul
29°

AÇIK

kftreklam
Tümay Mercan

Tümay Mercan

20 Mayıs 2026 Çarşamba

    TİCARET, FIRSATÇILIK,  TİCARET AHLAKI?

    TİCARET, FIRSATÇILIK,  TİCARET AHLAKI?
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Ticaret hayatın ve ekonominin gerçeği. Bir tarafta mal ve eşyalara ihtiyaç duyanlar var var, bir tarafta bunları üretenler, hem üretip hem satanlar veya sadece alıp satanlar var. Her türlüsü elbette ticaret.

    Hep söylenir ticaret etik olmalı, ticaret kendi kurallarına uymalı denir. Ticaret kurallarında en kısa haliyle kaliteli mal üretmek, hile yapmamak, müşteriyi zor durumda bırakmamak, malı değerine satmak, fahiş fiyat uygulamamak, malına sahip çıkmak vardır. 

    Yukarıda saydığımız özellikler aynı zamanda “Ahilik” kurallarıdır. Bu gün ticarette bahsedilen kurallar yüzyıllar öncesinden bize miras kalmıştır.

    Tüketici açısından da özlenen ticaret ve alış veriş şekli aslında budur. 

    Ne yazık ki bir dönem” fırsatçılık” ve “etik değerlere uygun davranmamak”, iyi bir davranış, uyanıklık, iş bilirlik olarak lanse edildiğinden ve bu durum benimsendiğinden dolayı ticarette fırsatçılık öne çıkar olmuş ve işin tuhafı yadırganmamış, kolayca uygulanmıştır.

    Bu gün çeşitli sebeplerle kurallara uygun ticaret yeniden özendirilmeye çalışılsa da etik olmayan “fırsatçı ticaret” in bu kadar çabuk yaygınlaşması, uygulanması, benimsenmesi  tuhaf değil mi?

    İnsanlar doğruya inanıyorlarsa yanlışa karşı dik durabilmeli. En ufak bir yanlış  rüzgarında eğilip bükülmemeli. Ne yazık ki bazı kişi ve kurumlarca ticarette her yol mubah sayıldığı için, her türlü oyun oynanıp tüketici kandırılabiliyor. 

    Gıdadan,  otomobil tamirine, tekstilden ilaca, çocuk oyuncak ve sarf malzemelerinden kozmetiğe kadar her türlü hile ve hurda var ne yazık ki. Denetimlerin yeterli olup olmaması  önemli değil. Üreten ve satanın da sorumluluğu var. 

    Trafikte aracınızla giderken trafik kurallarına uymanız için her metrede bir trafik polisi mi bulunması gerekiyor?  Sürücü sorumluluğunu ve kuralları bilmek zorunda. Çünkü ehliyet alıyor. 

    Aslında ticaret yapanlar ticaret odalarına ve meslek odalarına kayıt olurken bir nevi ehliyet  alıyorlar. Belki de bu ehliyetin niteliği, içeriği yeniden düşünülüp değişip dönüşmeli, düzenlenmeli, düşünülmeli,  bir takım mesleki cezalar ve yaptırımlar konulmalı, varsa uygulanmalı. 

    Sözün Özü; Ticarette fırsatçılık olmaması, etik kurallara, ahlak kurallarına uygun davranılması için ilgili odaların zaman ayırarak sonuç odaklı çalışma yapması faydalı görünüyor. Tam da yeni seçimler yeni bitiyorken.

    Öğr. Gör. Tümay MERCAN

    Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi  Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü/ Yönetim Danışmanı

    [email protected]   Twitter:Tümay Mercan@Tumaymercan  / Facebook:Tümay Mercan

    Devamını Oku

    İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ NE KADAR GÜNDEMİNİZDE?

    İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ NE KADAR GÜNDEMİNİZDE?
    1

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) her işin güvenli ve sağlıklı yapılması için konmuş kurallardan oluşan bir iş.  Amaç insan sağlığını korumak, iş yerlerinde güvenli çalışmayı, iş yerinin güvenli devamlılığını sağlamak.

    Hizmet veya imalat her iş kolu için geçerli. Hatta tesadüfen iş yerlerinin önünden geçen kişiler için de önemli. 

    Gün geçmiyor ki bir iş kazası haberi olmasın. Verilere göre, Türkiye’de 2025 yılında en az 2 bin 105 işçi iş kazasında hayatını kaybetti. Günde ortalama 6 işçinin yaşamını yitirdiği yıl boyunca, inşaat, tarım ve taşımacılık en ölümcül iş kolları olurken, 94 çocuk işçi hayatını kaybetmiş. 

    İş kazasında hayat kaybı 2022 ve 2023 yıllarında da benzer durumda. Alınan çeşitli önlemler ve eğitimler kaza ve kayıpları azaltmayı amaçlıyor.

    İSG konusunda iş yerlerine önemli sorumluluklar düşüyor. 

    Toplum olarak güvenlik algımız zayıf olduğu için “ bana bir şey olmaz” bir kereden bir şey olmaz” “bu kadar kurala, detaya ne gerek var” diyerek işin kolayına kaçmak zaafları ve iş kazalarını beraberinde getiriyor. 

    Verdiğim “güvenlik algısı” eğitimlerinde konuyu detaylarıyla anlatıyorum. Güvenlik her şeyden önemli.

    İşe başlayan her kişi İSG eğitimi alıyor. Nasıl alıyor? Eğitim özenli ve işe yarasın diye mi veriliyor yoksa sıradanlaştırılarak mı? İşin bir püf noktası burada. 

    İSG sektörünün kendi içinde de sorunlar var. Bu alanda birçok firma var. Rekabet dolayısıyla düşük fiyat karar verici için önemli oluyor. İSG konusunda ciddi çalışan firmalar da var elbette. Fakat onlarda bile çeşitli olumsuzluklar olabiliyor. 

    Bazı iş yeri sahipleri İSG kurallarına uymuyor ve İSG şirketlerini ve uzmanlarını bezdiriyorlar. İş kazalarının iş hukuku, ceza hukuku, sosyal güvenlik boyutu var. Belki bazı yöneticiler bu boyutun büyüklüğünün farkında değil. 

    Özellikle işletme sahiplerinin bu konuyu ciddiye alıp, kurallara bizzat kendi uymaları, uyulması için gerekenleri yapması, “mış” gibi yapılmasını İSG uzmanına teklif etmemesi gerekiyor. Çalışanlara elbette eğitim verilecek ama yönetim grubunun da eğitim alması gerekiyor.

    Bazen çalışanlar İSG’ yi umursamıyor. Bazen de çalışanlar genellikle yaptıkları işin tehlikeli olduğunu biliyor. Ekmeğini kazanabilmek için riski ve tehlikeyi görse de çalışmak zorunda kalıyor.

    Bazı iş kazalarının sebebinin zaman sıkıntısı, ekipman eksikliği ve bir çok sebep olduğu biliniyor. Aslında bütün bu olanların sebebi yönetim süreçlerinin yanlışlığı, yöneticilerin kabiliyetsizliği. 

    İSG uzmanları işlerini engelleyen iş verenden patrondan şikayetçi iş veren ise kurallara uyulmasından. 

    Bu alanda yeni düzenlemeleri devlet yaptı. Ama uygulayıcılar uymadıktan sonra denetim hangi birine yetişecek. 

    Her aşamada iyi bir yönetim ve insana değer verilen kaliteli iş yapılan ortamlarda kazalar çok daha az olacaktır.  

    Sözün özü; İSG ‘ ye farklı bir gözle bakıp önemsemek gerek. Herkes ve her sektör için geçerli.

    Not: Bu yazı yazarı tarafından organik zeka ile yazılmıştır. 

    Öğr. Gör. Tümay MERCAN 

    Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü/Kurumsal İletişim /Yönetim Danışmanı  [email protected]   Linkedin : Tümay Mercan  Twitter: @tumaymercan   İnstagram: mercantumay  Facebook:Tümay Mercan

    Devamını Oku

    ELAZIĞ‘DA SAĞLIK TURİZMİ  VE TURİZM ZİRVESİ

    ELAZIĞ‘DA SAĞLIK TURİZMİ  VE TURİZM ZİRVESİ
    1

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Sağlık turizmi ülkemiz için önemli bir döviz girdisi kaynağı. Pandemi dönemi dahil yurt dışından binlerce hasta ülkemizde şifa buldu. 

    Sağlık turizmi her ne kadar zincir hastanelerde yapılıyor gibi göründe ülkemizde sağlık turizmi yapmaya yetkili 518 hastane, 128 tıp merkezi, 2498 muayenehane, 1535 diğer diye nitelenen fizik tedavi merkezi, diş polikliniği gibi kurumlar bulunmaktadır. (18 Mart 2026 tarihli sağlık bakanlığı web sayfası verileridir.) 

    Mevcut durumda bütün sağlık turizmi belgeli kuruluşlar yabancı hasta baksalar dünyada bu konuda daha da üst sıralara rahatlıkla çıkabiliriz. Hizmet kalitemiz bu konuda çok iyi.

    Kocaeli Sağlık Turizmi Derneği Başkanı olarak bu konuyu bizzat 15 yıldır takip etmekte, çabalamakta, çeşitli şehir ve ülkelerde çalışmaların içinde yer almaktayım. Konuyla ilgili çalışma, katkı ve görüşlerimi makale ve köşe yazısı olarak yazdığım yayınlarda bulabilirsiniz. 

    Elazığ

    Elazığ’da 2024 yılında turizm ve sağlık turizmi ile ilgili iki çalışma yaptık Eltürder başkanı Murat Solmaz ile. İkisi de bölge için faydalı, vizyon kazandırıcı oldu. Değerli konuşmacıların katıldığı paneller ve sonrasında düzenlediğimiz, raporladığımız çalıştaylar bölgeye iyi geldi. ( benzer çalışmaları Yalova için de yaptık) 

    Bölge turizm konusunda fikirsel ivmesini geliştirdi.

    Elazığ kadim bir şehir. Harput mutlaka görülmeli. Kültürel ve gastronomik değerler çok zengin. İçine girince daha çok hayran oluyorsunuz. 

    Elazığ’ da turizm ve sağlık turizmi var, yapılıyor ama kaynakların küçük bir kısmı kullanılıyor. Uygun kaynakları geliştirmek mümkün.

    Önemli olan doğru plan ve strateji ile değerlendirilmesi. Bölge Kalkınma Ajansı zaten bu konuda değerli çalışmalar yapıyor. Uygulama daha fazla olabilir.

    Uygulama için biraz heves, hareket işbirliği gerekiyor. Diğer bazı şehirlerimizde olduğu gibi. 

    Şehir dinamiklerinin pozitif bakış açısı ve işbirliği burada önem kazanıyor.

    Çalışmalar Tamamlandı

    Nisan sonunda üst düzey protokollü katılımla gerçekleştireceğimiz Ticaret Bakanlığımızın ve Ekonomi Bakanlığımızın desteklediği “Uluslararası Sağlık Turizmi Zirvesi” eminim yine çok ilgi çekecek ve şehre daha önce yaptığımız iki çalışmadan daha çok katkıda bulunacak. 

    Elazığ’ımızın sağlık turizmi potansiyeli medikal ve termal olarak bir kez daha ortaya çıkacak, potansiyeli uluslararası platformda daha görünür hale gelecek. Elazığ kendi yatırımcısını ve dışarıdan gelecek yatırımcıyı daha iyi ikna edecek.  

    Organizasyonun içinde olan, panellerin moderatörlüğünü üstlenen Elazığ’ın değerlerine hayran biri olarak başta Elazığ Valimiz Numan Hatipoğlu olmak üzere bu organizasyona destek veren kişi ve kurumlara teşekkür ederim. 

    Bu tür çalışmalarda bir kişi, bir dernek, fikri üretiyor.  Şehir yönetim dinamiklerinin desteği ile çalışmalar daha verimli hale geliyor, sinerji oluşuyor.

    Bu çalışmalar bölgeleri harekete geçirici, bölge dinamiklerini heyecanlandırıcı, motive edici oluyor. Bu durumu etkinlik yaptığımız diğer şehirlerde de yaşadık. 

    Konuyla ilgili birçok aktörü doğru bir algoritmayla bir araya getirmek kolay değil. Maddi ve manevi meşakkatli ama güzel ülkemiz ve eşsiz Elazığ için bütün emeklere değer.  

    Çalışmalar devam ediyor. Eltürder ile yeniden Elazığ’ a katkıda bulunabileceğimiz için heyecanlıyız. Yine belirlenen değerli konuk ve konuşmacılar Elazığ’ a katkı sunacaklar. Program kayıtlı ve onaylı katılımcılara açık olacak.  

    Sözün özü; Elazığ zengin turizm çeşitleri ile değerlerini ortaya çıkaracak, kazanacak ve ülkemize kazandıracak yatırımcısını bekliyor. 

    Not: Bu yazı yazarı tarafından organik zeka ile yazılmıştır. 

    Öğr. Gör. Tümay MERCAN 

    Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü/Kurumsal İletişim /Yönetim Danışmanı  [email protected]   Linkedin : Tümay Mercan  Twitter: @tumaymercan   İnstagram: mercantumay  Facebook:Tümay Mercan

    Devamını Oku

    BAYRAMIN BİLİNCİNDE OLMAK

    BAYRAMIN BİLİNCİNDE OLMAK
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Ramazan manasını idrak eden için çok derin bir ay. Ramazan bereket ayı. İftarı, sahuru, ezanı, telaşı ile bir ramazan bayramına daha idrak ediyoruz.

    Bayramlar tatil gibi görüldüğünden bu yana bayramın ruhundan, özünden, gelenekten uzaklaştık.  Herkes şikayetçi ama bayramın “tatil” algısı da herkesin işine geliyor. Yani şikayette samimiyeti sorgulamak gerek.

    Ramazanın özünü unutunca, belki de bayramın tatil olarak algılanmasını da yadırgamamalı. Sonuçta her durum birbirine bağlı.

    BAYRAMLAR BARIŞMA ZAMANI

    Bayram küs ve kırgınların barışma zamanı.

    Küçükler büyüklerin yanına gider, arar, ya da aracılar, akrabalar, tanıdıklar küsleri barıştırır. Eski bir gelenek. Bayramda küs olunmaz, iyi ve olumlu iletişim kurulur. Bayram barışmak için, iletişimi sürdürmek için fırsatıdır.  Barıştıracak kimse yoksa küsler, dargınlar kendileri birer adım atarlar ve barışırlar.

    Bu dünya kimseye kalmayacağına ve ne zaman gidileceği belli olmadığına göre bayramlar helalleşme zamanıdır.

    Ramazan ayını bütün hassasiyeti ve layıkı ile yaşayabilene ne mutlu. Elbette herkes ibadetinde kendinden sorumlu.

    İSRAF 

    İftar sofraları ise başkalarını da ilgilendiriyor. Ramazan başında iftar sofralarının israf ve gösterişinden bahseden bir yazı yazmıştım bu mecrada.

    Gösterişli iftar sofralarını bu ramazan ayında yine gördük. İftar daveti geleneğinin devamı güzel ama görüntüler güzel değildi. Şurada, burada iftardayım fotoğrafları iftar öncesi dolu masalarla yine paylaşıldı.

    Bu tür fotoğraflarda aklıma ilk gelen gıda israfı oluyor. Üstü çeşitli yiyecek dolu sofralar herkesin dikkatini çekmiştir. Bu durum hem davet verene hem de davet edilene yani ikram edene de yiyene de zarar.

    Gıda gibi kıymetli bir değer nasıl israf edilebilir? Sadece Ramazanda değil her zaman bu konuda hassas olunması gerekiyor.

    İftar gibi bir değer nasıl gösteriş haline gelebilir?

    Bir insan o kadar yiyeceği bir anda tüketerek kendine nasıl zarar verebilir?

    Üstü bezenmiş iftar masalarını paylaşmak hangi görgü kuralıyla açıklanabilir?

    Tüketilemeyecek o kadar yemek masaya neden konur? Gözü tok olan zaten midesini de az bir yiyecek ile doyurur.

    Sadece müşteriler değil, restoranlarda bu konuda dikkat etmeli. Ama ramazan ve iftarlar daha fazla para kazanma zamanı değil mi?

    Dini bir değeri gösteriş haline getirmek dine ne kadar uygundur? Konunun bilenleri cevaplayabilir.

    Ramazanda israfın arttığı bilinen bir gerçek. Dilerim gelecek ramazanda bu konulara daha iyi dikkat edilebilir. Bu konuları defalarca yazdım, yazmaya devam edeceğim.

    Sözün özü; Ramazan bayramını ne kadar hak ediyoruz? İsrafı azaltabiliyor muyuz? Dargınları barıştırabiliyor muyuz? Barışmak için bir adım atmaya cesaretiniz var mı? Bayram bahanesi, bereketi ve enerjisi ile ha gayret. Sağlıklı bir bayram diliyorum.

    Not: Bu yazı yazarı tarafından organik zeka ile yazılan özgün bir yazıdır.

    Öğr. Gör. Tümay MERCAN

    Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım B./ Yönetim/İletişim Danışmanı [email protected] Twitter: @tumaymercan /Facebook: Tümay Mercan İnstagram: @mercantumay Linkedin: Tümay Mercan

    YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece www.loncahaber.com ’a link verilerek kullanılabilir. Alıntıda kaynak gösterilmelidir. Aksi takdirde kanuni işlem yapılacaktır.

    Devamını Oku

    İFTAR SOFRASI MI, GÖSTERİŞ SOFRASI MI?

    İFTAR SOFRASI MI, GÖSTERİŞ SOFRASI MI?
    1

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Ülkemizde gıda israfının boyutu oldukça yüksek. Sofraya gelmeden israf edilen ayrı, sofraya geldikten sonra israf edilen ayrı. Ekmek israfı ise ayrı bir konu.

    Bir tarafta gıda ürünlerinin yüksek fiyatı, diğer tarafta israf. Bilinç ile alakalı tuhaf bir durum.

    Birleşmiş Miletler Çevre Programı (UNEP) tarafından hazırlanan 2024 Gıda İsrafı Endeksi Raporuna göre, dünya genelinde her yıl 1,5 milyar ton gıda israf edilmekte. Rapora göre, Türkiye’de her yıl 8,7 milyon tondan fazla gıda israf edilirken, Türkiye’de her yıl kişi başına 102 kilogram yiyecek de çöpe atılmakta. 

    Gerçekleştirilen gıda israfının yüzde 60’ı yani 631 milyon ton gıda evlerde israf ediliyor. Tüketicilerin kullanımına sunulan gıdanın yaklaşık yüzde 28’i hizmet sektöründe, yüzde 12’siyse perakende sektöründe israf edilmekte. Gıda kayıp ve israfının %56’sının gelişmiş ülkelerde, geriye kalan %44’lük kısmı ise gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkıyor. 

    Gıdayı en fazla israf eden ülkeler arasındayız. Oysa kaynaklarımız sınırlı. Su, toprak ve ürün başta olmak üzere kaynakları doğru kullanmak zorundayız. Gıda en kıymetli ürün.

    Ramazan menülerine dikkat etmişsinizdir. 8 bin liradan 600 liraya kadar olan bütün menülerde tam bir göz doymazlığı var.  Bütün gün aç kalan bir insanın bir saat içinde o yiyeceklerin hepsini yemesi zaten sağlıklı değil, ayrıca doymak için bir çorba bile yetiyorken diğer yemekler fazla.

    Sadece hurma ile doyan bir peygamberin ümmetiyiz. Beslenmek için diğer gıdalar da gerek diyorsunuz. Elbette.   

    Ama israfa kaçmadan.  Evlerde yapılan israfın da haddi hesabı yok. Midemizin doymasının bir sınırı var. Ama gözü doyurmanın sınırı yok.

    Gösterişli iftar sofraları ramazanın ruhuna ne kadar uygun? Bu oruçlar neden tutuluyor, ramazan ayı neden var? Eh bunları da akıl etmek gerek. Ramazanın mide odaklı olmamalı.

    RAMAZAN EĞLENCESİ NEDİR?

    Ramazan eğlence odaklı hiç olmamalı. Kim ne zaman nasıl çıkardı bu eğlenceleri bilmem. Eskiden de bana ramazan da eğlence tuhaf gelirdi. Ramazan dua ve arınma ayı. Ramazan eğlencesi adı altınca yapılan işler hem ramazanın hem de o yapılan gösterilerin asıl hallerinin ruhuna aykırı. Bu gösterişlerden, israflardan ne zaman vaz geçeceğiz?

    Gıdayı, kıymetli zamanları, insanı israf ediyoruz. Neden?

    Neden israf etmemeyi akıl etmiyoruz? Neden kolaycılığa, ezbere hem de kötü bir ezbere kaçıyoruz. Üstelik ülkemizde bunca acı varken. Bizim gülüp oynayacak, gününü gün edecek zamanımız mı var?

    “Ramazanda eğlence çocuklar için” diyecekseniz demeyin. Çocuklar ramazanı eğlence olarak mı öğrenmeli? Ondan sonra “değerler elden gidiyor, toplum olarak neden böyle olduk “ şikayetlerine başlıyoruz.

    Bu günün yetişkinleri gelecekte çocuklarınızın sıkıntı çekmemesini istiyorsanız, değerlerimize sahip çıkıp örnek olmak zorundayız.

    İsraf etmemeyi, kaynaklarımızın değerlerini, insan olmanın değerlerini çocuklar aileden ve çevreden öğreniyorlar. Çocuk ailede doğru davranışları görse de çevrede gördükleri ile uyuşmuyorsa bilgi ve öğrenme cılız kalıyor. Bu sebeple herkesin dikkatli olması gerek. Evet, bu söylediğimi siz de ezbere biliyorsunuz. Önemli olan bu konuya ne kadar dikkat ettiğiniz.

    Bir de lütfen iftar sofralarınızın, yaptığınız yemeklerin fotoğrafını paylaşmayınız. Kimse aşçılık derecenizi, masanızdakini, ikram edileni merak etmiyor. Paylaşacaksanız gerçek olarak, fiziki olarak masanızı, sofranızı 3-5 kişi ile birlikte iftar açarak kimseye göstermeden paylaşınız. İftar davetleri maalesef gösteriş ve övünme aracı olarak sunuluyor.

    Sözün özü; Ramazanda iftar sofraları, israf sofrası, gösteriş sofrası olmasın. Gıda çok kıymetli bir nimet. Bulan var, bulamayan var. Göz hakkı kalmasın. İsraf etme lüksümüz yok. Bereketli bir Ramazan ayı diliyorum. 

    Not: Bu yazı yazarı tarafından organik zeka ile yazılan özgün bir yazıdır.

    Öğr. Gör. Tümay MERCAN

    Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım B./ Yönetim/İletişim Danışmanı [email protected] Twitter: @tumaymercan /Facebook: Tümay Mercan İnstagram: @mercantumay Linkedin: Tümay Mercan

    YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece www.loncahaber.com ’a link verilerek kullanılabilir. Alıntıda kaynak gösterilmelidir. Aksi takdirde kanuni işlem yapılacaktır.

    Devamını Oku