

İş dünyasında uzun yıllara dayanan tecrübesiyle sanayi, ihracat, uluslararası ticaret ve sivil toplum alanlarında önemli çalışmalara imza atan Cihangir Fikri Saatçioğlu, üretimden Afrika ile ekonomik iş birliklerine uzanan geniş bir vizyon ortaya koyuyor. Aynı zamanda profesyonel koçluk, iş konseyi başkanlığı ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarındaki görevleri ile dikkat çeken Saatçioğlu ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda; ihracatın geleceğini, teknolojik dönüşümü, iş dünyasının güncel dinamiklerini ve gençlere yönelik tavsiyelerini bizimle paylaştı.
Bu yoğun sorumlulukların ötesinde, Cihangir Fikri Saatçioğlu’nu iş dışındaki zamanlarında, sosyal hayatında nasıl tanımlarsınız?
Fırsat buldukça yürüyüş yapıyorum. Televizyondaki yarışma ve spor programlarını takip ediyorum. Üniversiteden arkadaşlarımla ve iş çevresinden dostlarımla bir araya gelmeye özen gösteriyorum. Ayrıca yurt içinde ve yurt dışında farklı destinasyonlara gezi planları yapıyor, fırsat buldukça seyahat ediyorum. Aynı zamanda satış ve pazarlama alanında çeşitli çalışmalarım ve uluslararası dergilerde yayımlanmış makalelerim bulunuyor.
Sosyal yaşam konusunda genç arkadaşlara tavsiyem; üniversite yıllarından itibaren arkadaşlık ilişkilerini güçlendirmeleri ve iş hayatına yönelik iletişim ağlarını oluşturmaya başlamalarıdır. İletişim ağlarını aktif tutan, sürekli geliştiren ve genişleten bireyler, günümüz dünyasında başarıya ulaşma konusunda önemli bir avantaja sahiptir.
Ayrıca öğrencilik yıllarında sanatsal, sportif ve farklı alanlardaki sosyal etkinliklere katılmalarını öneririm. Yaşam çok yönlüdür; sadece iş ve okuldan ibaret değildir. Kişi, farklı alanlardaki etkinliklere, çalışmalara ve kurslara katıldıkça hem kendisini geliştirir hem de yaşamın çok yönlü yapısına daha iyi hazırlanmış olur.
Çift Kartal Değirmen Makineleri, Türkiye’nin mühendislik ve üretim gücünü dünya pazarlarında başarıyla temsil eden markalardan biri. Şirketinizin bugün sektördeki konumunu ve 2026 sonrası küresel büyüme hedeflerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Firmamız; un değirmenleri, irmik değirmenleri, yem fabrikaları, silolar, taşıma, yükleme-boşaltma ekipmanları ve kurutma sistemleri üreten, 80’i aşkın ülkeye ihracat gerçekleştiren bir aile şirketi. Özellikle tedarik zincirlerinde aksamaların yaşandığı pandemi döneminde üretim yelpazemizdeki teknolojileri geliştirmeyi stratejik bir öncelik olarak benimsedik.
Her geçen gün ürün gamını yenileyen bir şirketiz. Know-how’a çok ciddi önem veriyoruz. Un ve yem değirmenlerinden tohum temizleme sistemlerine, organik ürün teknolojilerinden tahıl depolama çözümlerine kadar uzanan üretim portföyümüzde bugün yaklaşık 100 farklı makine ve ekipman bulunuyor.
Bu ürünlerimiz Avrupa’da da önemli ilgi görüyor. Özellikle İspanya, Yunanistan, Romanya, Slovakya ve Ukrayna’dan ciddi talep alıyoruz.
Ülkemiz ekonomisine katkı sağlamak adına iki temel önceliğimiz bulunuyor. Bunlardan ilki ihracat, diğeri ise istihdam. Bugün 81 ülkeye gerçekleştirdiğimiz ihracatla ürünlerimizi dünyanın dört bir yanına ulaştırıyoruz. Bunun yanında yeni pazarlar araştırıyor, yeni fırsatlar geliştiriyor ve ihracat hacmimizi sürekli artırmayı hedefliyoruz.

Yapay zekâ, otomasyon ve dijital dönüşümün üretim süreçlerini yeniden şekillendirdiği bir dönemdeyiz. Çift Kartal olarak AR-GE ve inovasyon yatırımlarınızda hangi alanlara öncelik veriyorsunuz? Akıllı üretim ve dijitalleşme çalışmalarınız hangi aşamada?
Sektörümüzün teknolojiyi yakından takip etme ve üretim süreçlerine adapte etme konusunda önemli bir yetkinliğe sahip olduğunu söyleyebilirim. Artan iş gücü maliyetleri karşısında Endüstri 4.0’ın sunduğu imkânlardan yararlanarak iş gücü maliyetlerinde en az yüzde 20 oranında tasarruf sağladık.
Sektörümüzün dünyadaki dijital dönüşüme başarıyla ayak uydurduğunu da ifade etmek isterim. Bugün bir un fabrikasında, otomasyon sistemiyle geliştirdiğimiz valsleri ve bunlara entegre yaklaşık 50 ekipmanı PLC üzerinden ya da bir aplikasyon aracılığıyla tablet veya telefon kullanarak aktif hale getirebilecek bir dijital dönüşümü hayata geçirmiş durumdayız. Türk değirmen makineleri üreticileri olarak bugün Avrupa’daki rakiplerimizle aynı kalitede projeler sunabiliyor, bunu daha rekabetçi fiyatlarla gerçekleştirebiliyoruz.

Gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik günümüzün en kritik küresel başlıkları arasında yer alıyor. Değirmen makineleri üreticisi olarak, tahıl işleme teknolojileri ve gıda tedarik zincirinin sürdürülebilirliği konusunda nasıl bir katkı sunduğunuzu düşünüyorsunuz?
Gıda güvenliği açısından da sektörün büyük bir öneme sahip olduğunu söylemek isterim. Pandemi sonrasında gündeme gelen gıda güvenliği konusunun en önemli aktörlerinden biri de değirmen sektörüdür. Bununla birlikte ürünlerin depolanması da ayrıca büyük bir önem arz etmektedir.
Türkiye’nin bundan yaklaşık dört yıl önce 2 milyon ton olan depolama kapasitesi, nüfus da dikkate alındığında olması gereken seviyelerin oldukça altındaydı. Bugün ise yaklaşık 9 milyon ton profesyonel depolamaya ayrılmış bir depo kapasitesine ulaşılmış durumda ve bu gelişimde sektörümüzün önemli bir payı bulunuyor.
Hammaddelerin una dönüşme sürecinde de değirmen makineleri kritik bir rol üstleniyor. Bu kapsamda, Rusya–Ukrayna savaşı öncesinde Çift Kartal Ukraine markamızla Ukrayna’da konumlandık. O günden bu yana, gıda güvenliği çerçevesinde ve büyük bölümü ABD fonlu projeler aracılığıyla Ukrayna’da onlarca anahtar teslim proje hayata geçirdik.
Bu süreçle birlikte, dünyadaki gıda güvenliği zincirinin önemli bir parçası olmayı kendimize bir misyon olarak benimsedik.
Yoğun iş temponuz ve sık uluslararası seyahatleriniz arasında iş ve özel hayat dengesini nasıl kuruyorsunuz? Bu tempoda sizi motive eden ve ilham veren unsurlar nelerdir?
Aynı zamanda ACC unvanlı profesyonel bir koç olduğum için, iş–özel yaşam dengesi kavramına önem vermeyen şirketlerin yüksek performanslı ve potansiyelli yetenekleri zamanla tükettiğini özellikle vurgulamak isterim.
Mobilleşme ile birlikte iş yaşamının hayatımızda daha fazla yer kaplaması, özel hayata ayrılan zamanı kısıtladığı için iş–özel yaşam dengesini çok daha kritik bir konu haline getirmiştir.
İş hayatı maksimum verimlilik üzerine kurgulanmıştır; bu nedenle doğal olarak özel hayatın da bir anlamda rakibidir. İş ve özel yaşamını planlayabilen, organize edebilen, potansiyelinin farkında olup bunu ortaya koyabilen, sadece taşıyabileceği kadar sorumluluk alan, konfor alanını, alışkanlıklarını ve sosyal çevresini değiştirme cesaretine sahip olan bir kişi; hem iş hayatında hem de sosyal yaşamında daha başarılı ve daha mutlu olur.
Bu noktada iş ve özel yaşam dengesinde “acil–önemli” ayrımını doğru yapmak, zamanı planlamak, ajandaya not almak ve mümkün olduğunca buna sadık kalmak büyük önem taşır. İşleri delege etmek, ekibi geliştirmek, hem kendimize hem de dış etkenlere gerektiğinde “hayır” diyebilmek, mükemmeliyetçilik yerine kabul edilebilir sonuçlara odaklanmak ve her işe “ben yaparım” diyerek yaklaşmamak gerekir. Cesur ve girişken olmak bu sürecin önemli bir parçasıdır.
Ben de bu dengeyi kurmaya özen gösteriyorum. Ailemle kaliteli zaman geçirmeye dikkat ederim. İşimle ev hayatımı hiçbir zaman birbirine karıştırmadım; eve iş taşımamaya özellikle özen gösteririm.
DEİK Türkiye-Malawi İş Konseyi Başkanı olarak, Malawi’nin Türk yatırımcılar için sunduğu fırsatları ve özellikle öne çıkan iş birliği alanlarını nasıl değerlendiriyorsunuz; Türk firmalarının Malawi ve genel olarak Afrika pazarında kalıcı ve sürdürülebilir başarı elde edebilmesi için hangi yaklaşımı benimsemeleri gerektiğini düşünüyorsunuz?
Türkiye–Malavi İş Konseyi olarak yeni dönemde güçlü bir kadroyla yola çıktık. Malavi, denize kıyısı olmayan ve nüfusuna kıyasla sınırlı ekonomik hacme sahip bir ülke. Buna rağmen Doğu ve Güney Afrika arasında kurduğu bağlantılar sayesinde, yalnızca iç pazarıyla değil, çevresiyle birlikte değerlendirilmesi gereken stratejik bir konuma sahip.
Malavi, sabit talep arayan, net pazarlara odaklanan ve bölgesel bir ticaret ağı kurmayı hedefleyen yatırımcılar için tamamlayıcı bir ülke niteliği taşıyor. İthalat tarafında sürekli ve öngörülebilir bir talep yapısı bulunuyor. Ekonomisinin kendi kendine yetmemesi nedeniyle, gıda dışındaki neredeyse tüm temel ürün gruplarında dışa bağımlı bir yapı söz konusu. Bu durum ani dalgalanmalar yerine daha istikrarlı bir talep profili oluşturuyor.
Tanzanya, Mozambik ve Zambiya ile çevrili olan Malavi, özellikle Zambiya, Zimbabve ve Tanzanya üzerinden kurulan ticaret hatlarıyla dış dünya ile ilişkisini şekillendiriyor.
Bu kapsamda önümüzdeki dönemde Malavi’de Türk büyükelçiliği açılması konusunda ilgili mercilerle istişarelerimiz devam ediyor. Malavi özelinde ticari ve insani diplomasiyi birlikte yürütmeye özen gösteriyoruz. Süreç içerisinde gerçekleştirilecek ticari ve sektörel heyet ziyaretleriyle birlikte Malavi’nin Türk iş dünyasındaki bilinirliğinin artacağını öngörüyorum. Malavi’ye yatırım ve ticaret yapacak firmalarımız, bu ülke üzerinden çevre ülkelere de açılma ve bölgesel tedarik ağlarına dahil olma imkânı bulacaktır.
Türkiye ile Afrika arasındaki ticaret hacminin son yıllarda önemli ölçüde arttığını da belirtmek isterim. Türk müteahhitlik firmaları kıtada önemli projelere imza atarken, Afrika ülkelerinde Türkiye’ye duyulan güven de her geçen gün artıyor. Karşılıklı heyet ziyaretleri ve ticari diplomasi faaliyetleri de bu ilişkilerin gelişmesine önemli katkı sağlıyor.
Malavi başta olmak üzere Güney Afrika, Zambiya, Mozambik, Tanzanya ve Kongo gibi ülkelerde Türk firmaları için özellikle enerji, altyapı, lojistik ve madencilik alanlarında önemli yatırım fırsatları bulunduğunu ifade edebilirim.

Değirmencilik sektöründeki uzun yıllara dayanan tecrübeniz, DEİK bünyesinde yürüttüğünüz ticari diplomasi faaliyetlerine nasıl katkı sağlıyor? Sanayici kimliğiniz ile iş konseyi başkanlığı görevinizin birbirini besleyen yönleri nelerdir?
Pek çok sivil toplum kuruluşunda görev üstlenmekle birlikte, bu çalışmaların kişisel gelişime de önemli katkılar sağladığına inanıyorum. “İnsan, birlikte vakit geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır” sözünü hatırlatmak gerekirse; hayata pozitif bakan, kendini geliştirmeyi seven ve işinde yetkin kişilerle vakit geçirildiğinde, insanın da onlardan etkilendiğini düşünüyorum.
Sosyal sorumluluk projelerinden hiçbir zaman kaçınmadım. Sektörel derneklerde ve sivil toplum kuruluşlarında aktif görevler aldım. Ancak hiçbir dernek ya da oluşumu kendi ya da şirket menfaatim için kullanmadım.
Ülkemiz, ailemiz, yarınlarımız ve gençlerimiz için her zaman yenilik arayışı içinde oldum. Sürekli değişim ve dönüşüme açık olmak gerektiğine inanıyorum. Değişim süreci zor ve zaman zaman sancılı olabilir; ancak değişmek insana gerçekten yaşadığını hissettirir.
Yerinde saymak yerine ileriye doğru bir adım atmak gerektiğini düşünüyorum. En fazla tökezlenir, düşülür; ancak yeniden ayağa kalkmak ve nefes aldığını hissetmek her şeye değerdir.
Ticaretin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir köprü olduğuna inanılıyor. Malawi ile yürüttüğünüz temaslarda iki ülkenin iş yapış biçimleri veya kültürel değerleri arasında gözlemlediğiniz dikkat çekici benzerlikler ya da farklılıklar neler oldu?
Türkiye’nin Afrika açılımı ile birlikte özellikle kültürel diplomasi alanında da odağını genişlettiğini ve bu sürecin sivil toplum kuruluşlarıyla da desteklendiğini düşünüyorum.
Afrika kıtası; doğal afetler, yoksulluk, iç çatışmalar ve terörle mücadele eden, sömürgecilik sonrası dönemde önemli bir varoluş mücadelesi veren bir coğrafya. Türkiye ise Afrika Birliği’nin stratejik ortağı olarak, eşit ortaklık, karşılıklı güven ve saygı temelinde, kazan–kazan ilkesini esas alarak bu kıtanın kalkınma, adalet ve barış yolculuğuna katkı sunmaya çalışıyor.
Biz de bu noktada, Afrika ve özelde Malavi’de insani diplomasi faaliyetleriyle gönül köprüleri kurmaya gayret ediyoruz.
Kariyeriniz boyunca edindiğiniz deneyimlerden hareketle, özellikle küresel pazarlara açılmak isteyen genç girişimcilere ve sanayicilere vermek istediğiniz en önemli tavsiyeler nelerdir?
Kariyer edinme konusunda gençlere tavsiyem, kariyerden ziyade doğru zamanda doğru yerde olmanın daha belirleyici olduğuna inanmalarıdır. Bazen karşınıza çıkan tek bir fırsat, tüm yönünüzü değiştirebilir.
Gençlere en önemli tavsiyem; geniş bir çevre edinmeleri, özellikle de güçlü bir iş çevresi oluşturmaları ve mümkün olduğunca kendilerinden daha deneyimli, daha olgun insanlarla vakit geçirmeleridir. Hangi sektörde ilerleyeceklerse, o sektörün en iyi isimleriyle bir araya gelmek için çaba göstermeleri gerekir. Bu noktada STK’lar ve meslek örgütleri de önemli birer kapı olabilir.
Ben 25 yaşımdayken hem MÜSİAD Aksaray Şube Kurucu Başkanı oldum hem de sosyal hizmetler alanında faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşunda şube başkanlığı yaptım. Gençler de bu tür yapılar içinde yer alarak hem çevrelerini genişletebilir hem de iş hayatındaki gelişmeleri daha doğru tecrübelerle yönetebilirler.
İhracata yeni adım atan ya da atacak genç girişimcilere en önemli tavsiyem; kendilerine inanmaları, hesaplı riskler almaları ve öğrenmeyi asla bırakmamalarıdır. Kendilerini destekleyen insanlarla çevrelemelerini ve deneyimli profesyonellerden mutlaka mentorluk almalarını öneriyorum.
Girişimcilerin operasyonel anlamda her zaman hazırlıklı olmaları gerekir; çünkü ihracat ciddi bir planlama ve titiz bir araştırma süreci ister. Ürün veya hizmetlerini hedef pazarın ihtiyaçlarına göre uyarlamaya açık olmalılar. Müşteri, tedarikçi ve iş ortaklarıyla güçlü ilişkiler kurmaları da bu sürecin temelidir. Çünkü günün sonunda bir ürün ya da hizmet, bu paydaşların katkısıyla ortaya çıkar.
Türkiye’de zaman zaman iş hayatında duygusal yaklaşımlar öne çıkabiliyor. Ancak artık gerçek yetkinliklerle ve somut verilerle konuşmamız gerektiğine inanıyorum. Ölçemediğimiz hiçbir şeyin gelişiminden söz edemeyiz. Bunun yanında kopyacı olmamak, özgün üretmek de çok önemli; sürdürülebilir başarıyı getiren en temel unsur da budur.
Dünyanın farklı kıtalarında Çift Kartal markalı ürünlerimizi görmek mümkün. İhracat pazarlarımızı geliştirmeye ve genişletmeye odaklanmış güçlü bir ekibimiz var. Global ölçekte iş yapmaktan büyük bir motivasyon ve mutluluk duyuyorum. Hedefim, Çift Kartal’ı güneşi batmayan bir marka haline getirmektir.

Önümüzdeki dönemde Türkiye ile Malawi arasında ticaretin yanı sıra eğitim, sosyal sorumluluk ve insan kaynağı gelişimine yönelik ortak projeler görmeyi bekleyebilir miyiz? Bu alandaki vizyonunuz ve planlarınız nelerdir?
Türkiye’nin kıtadaki varlığını yalnızca ticari bir ilişki olarak değil, aynı zamanda “soft power” olarak ifade edilen insani ve kültürel diplomasi yönüyle de güçlendirdiğini söylemek isterim.
Türkiye’nin Afrika politikasının sadece diplomatik değil; eğitim, insani yardım ve ticaret alanlarında da giderek derinleştiğini görüyoruz. Bu süreçte Türk Hava Yolları’nın kıtadaki yaygın uçuş ağı da ilişkilerin gelişmesine önemli katkı sağlıyor.
Türkiye’de eğitim alıp ülkelerine dönen Afrikalı öğrencilerin ise çok önemli konumlara geldiklerini ve bulundukları ülkelerde Türkiye ile güçlü bir bağ kurduklarını özellikle belirtmek isterim. Bu öğrenciler, ülkelerine döndüklerinde Türkiye sevgisini taşıyan ve aslında Türkiye’yi temsil eden birer elçi gibi görev yapıyorlar. Bu açıdan Afrikalı öğrencileri gerçekten çok kıymetli buluyorum.
Bu nedenle DEİK Türkiye–Malavi İş Konseyi olarak ticari ve kültürel diplomasi faaliyetlerini birlikte ve eş zamanlı şekilde yürütmeye devam edeceğiz.
Cihangir Bey, gerek Türkiye’nin üretim gücünü dünyayla buluşturan Çift Kartal Değirmen Makineleri’ndeki vizyoner vizyonunuz, gerekse DEİK Türkiye – Malawi İş Konseyi Başkanı olarak ülkemizin ticari diplomasisine sunduğunuz katkılar için gerçekten çok teşekkür ederiz. Paylaştığınız değerli bilgiler ve ufuk açıcı yanıtlar hem okurlarımıza hem de iş dünyasına büyük bir motivasyon kaynağı olacaktır. Başarılarınızın artarak devamını diliyoruz.
RÖPORTAJ
19 saat önceSİVİL TOPLUM KURULUŞU
2 gün önceEKONOMİ
5 gün önceRÖPORTAJ
25 Haziran 2026RÖPORTAJ
25 Haziran 2026RÖPORTAJ
25 Haziran 2026GENEL
25 Haziran 2026
1
Gebze Ticaret Odası Başkanı Abdurrahman Aslantaş; “Gebze’nin en büyük şansı Türkiye’ye ilk yabancı sermayenin ilçemizden girmiş olması. Yabancı sermaye, networklarıyla ve know-hows’ları ile Gebze’yi ticarette, sanayide, üretimde üst noktaya taşıdı.”
36835 kez okundu
2
Ayhan Sekmen: “Çok kâr etmeye değil, Müşterilerimizi memnun etmeye odaklıyız”
9687 kez okundu
3
İSİLKOOP Başkanı Fikret Şimşek: “Ülkemizin kalkınması için elimizden gelen her şeyi yapacağız”
9439 kez okundu
4
2025’te İşçi Personel Krizi Kapıda: Nedenleri ve Çözüm Önerileri
8030 kez okundu
5
Kâr Odaklı KOBİ’ler ve Stratejik Ekonomik Büyüme
6540 kez okundu