DOLAR 46,4473 0.18%
EURO 53,2812 -0.4%
ALTIN
BITCOIN %
İstanbul
25°

PARÇALI BULUTLU

kftreklam
Çelikte kritik eşik: Türkiye’nin sanayi geleceği karbonsuzlaşma hızına bağlı
16 okunma

Çelikte kritik eşik: Türkiye’nin sanayi geleceği karbonsuzlaşma hızına bağlı

ABONE OL
18/06/2026 13:22
Çelikte kritik eşik: Türkiye’nin sanayi geleceği karbonsuzlaşma hızına bağlı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünya çelik sektöründe emisyonların yüzde 88’i kömür bazlı üretimden kaynaklanırken, Türkiye’de 40’tan fazla tesisten yılda yaklaşık 40 milyon ton sera gazı salınıyor. Uzmanlara göre sektörün iklim hedeflerine ulaşabilmesi için düşük karbonlu teknolojilere geçiş hızlanmalı.

Dünyada çelik sektöründe karbonsuzlaşma hızı, Paris Anlaşması iklim hedeflerine oranla beklenenden daha yavaş ilerliyor. Sektör, küresel CO₂ emisyonlarının yaklaşık yüzde 11’inden sorumlu olurken Türkiye’de bu oran yüzde 10 seviyesinde bulunuyor. Emisyonların yüzde 88’inin kömür bazlı çelik üretiminden kaynaklandığı sektörde, dönüşümün hızlanması gerektiği vurgulanıyor.

Global Energy Monitor (GEM) tarafından yayımlanan ve 91 ülkedeki 1.293 tesisi inceleyen rapora göre, düşük karbonlu çelik üretimi henüz istenen seviyeye ulaşmış değil. Küresel ham çelik üretiminin yarısından fazlasını Çin oluştururken, Türkiye ve ABD hurdaya dayalı elektrik ark ocağı (EAF) üretiminde öne çıkıyor. Ancak dünya genelinde kömür bazlı üretim (BF-BOF) hâlâ ağırlığını koruyor.

İstanbul Politikalar Merkezi Araştırmacısı Dursun Baş, mevcut karbon yoğun yatırımların sürmesi halinde çelik sektörünün iklim hedeflerine ulaşamayacağını belirterek, düşük karbonlu teknolojilere geçişin zorunluluk haline geldiğini ifade etti.

Türkiye’de ham çelik üreten 40’tan fazla tesisin 2021 yılında yaklaşık 40 milyon ton sera gazı saldığı, bunun ülke toplam emisyonlarının yüzde 10’una denk geldiği kaydedildi. Üretimin yüzde 70’ten fazlası elektrik ark ocaklı tesislerde yapılırken, bu tesislerin de elektrik tüketiminde büyük ölçüde fosil kaynaklara bağımlı olduğu belirtildi.

Sera gazı emisyonlarının yüzde 65’inin ise demir cevherine dayalı entegre tesislerden kaynaklandığı, bu alanda dönüşüm yatırımlarının henüz sınırlı kaldığı ifade edildi.

Uzmanlara göre enerji ve malzeme verimliliği, dijitalleşme ve yenilenebilir enerjiye geçiş gibi adımlar sektörün emisyonlarını azaltma potansiyeli taşıyor. Ancak üretim kapasitesindeki artışın bu kazanımları gölgeleyebileceği uyarısı yapılıyor.

Baş, çelik sektöründe kalıcı dönüşüm için bağlayıcı ulusal hedeflerin 2030–2035 dönemini kapsayacak şekilde belirlenmesi, kamuya açık denetim mekanizmalarının kurulması ve üretim planlamasının zorunlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

reklam

En az 10 karakter gerekli
seyidoglu
reklam
reklam