

Türkiye’nin Avrupa’ya açılan ticaret kapıları, 2026 yılının ilk aylarında hiç olmadığı kadar daralmış durumda. Türk taşımacılık sektörünün “can damarı” olan tır sürücüleri, son yıllarda giderek derinleşen Şengen vizesi krizi nedeniyle kontak kapatma aşamasına geldi. İhracat sevkiyatlarının merkezinde yer alan lojistik sektörü, vize süreçlerindeki haksız bariyerler ve uzayan onay süreleri yüzünden sadece zaman değil, aynı zamanda Avrupa pazarındaki rekabet gücünü de kaybediyor. Bugün gelinen noktada vize sorunu, sadece bireysel bir seyahat engeli değil, Türkiye ekonomisine karşı uygulanan “örtülü bir ambargo”ya dönüşmüş durumda.
2026 yılı itibarıyla Şengen bölgesine girmek isteyen tır şoförlerinin randevu alma süreleri 6 ayı aşarken, verilen vizelerin süreleri ise sefer başına düşecek kadar kısalmış durumda. Lojistik sektörü temsilcilerinden alınan verilere göre, her yıl binlerce tır, sürücü vizesi yetişmediği için otoparklarda bekletiliyor. Bu durum, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa Birliği ile olan Gümrük Birliği anlaşmasının temel ruhuna; yani “malların serbest dolaşımı” ilkesine aykırı bir tablo oluşturuyor.
Sektör paydaşları, vize engelinin Türkiye’ye maliyetinin milyarlarca euroyu bulduğunu ifade ediyor. Türk tırlarının yollarda olamaması, pazarın Bulgaristan, Romanya ve Polonya gibi ülkelerin lojistik filolarına kaptırılmasına neden oluyor. İhracatçı firmalar, taahhüt ettikleri teslimat sürelerine uyamadıkları için ağır cezalarla karşılaşırken, taze gıda ve otomotiv yedek parçası gibi “tam zamanında” (just-in-time) teslimat gerektiren sektörler büyük bir krizin eşiğinde bulunuyor.
Lojistik dünyası, bu krizin çözümü için şoförlere özel bir “vize koridoru” veya “Yeşil Hat” uygulaması getirilmesini talep ediyor. Yetkililer, dijital vize ve uzun süreli vize kolaylıkları sağlanmadığı sürece, Türkiye’nin Avrupa lojistik ağındaki stratejik konumunun ciddi bir tehdit altında kalacağını vurguluyor.
Şengen vizesi krizi, artık bir bürokrasi sorunu olmaktan çıkıp bir dış ticaret krizine dönüşmüştür. Türk lojistik sektörünün bu zorlu sınavdan başarıyla çıkabilmesi, sadece şirketlerin çabasıyla değil, devletler arası kararlı bir diplomatik duruşla mümkün olacaktır. Avrupa’nın kendi tedarik zincirini korumak adına uyguladığı bu vize politikası, ironik bir şekilde yine Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu Türk mallarına ulaşımını zorlaştırmaktadır. Tekerleklerin yeniden özgürce dönmesi, sınırların sadece haritalarda kalması için çözüm bekleyen en öncelikli konudur.
Sektörün içinde bulunduğu durumu daha net ifade etmek ve Şengen vizesi sebebiyle gümrük kapılarında yaşanan tıkanıklığı görselleştirmek, haberimizin etkisini artıracaktır. Aşağıdaki fotoğraf, lojistik koridorlarında her gün yaşanan bu zorlu bekleyişin ve ekonomik kaybın somut bir yansımasıdır.
Sınır kapılarında kilometrelerce uzayan bu araç kuyrukları, sadece tırları değil, Türkiye’nin ihracat hedeflerini de bekletmektedir. Şeffaf ve hızlı bir vize süreci tesis edilene kadar, lojistik sektörünün bu sessiz çığlığı her geçen gün daha fazla duyulmaya devam edecektir.
SİVİL TOPLUM KURULUŞU
22 gün önceGENEL
24 gün önceRÖPORTAJ
09 Şubat 2026BİLİŞİM-TEKNOLOJİ-PROJE
09 Şubat 2026RÖPORTAJ
09 Şubat 2026RÖPORTAJ
09 Şubat 2026SİVİL TOPLUM KURULUŞU
09 Şubat 2026
2
Bilkent Holding Grup Başkanı Levent Güler: “Çalışan sayısı olarak Türkiye’nin en büyük 9. işvereni pozisyonundayız”
13410 kez okundu
4
Ticaret Bakanı Ömer Bolat: “Türkiye, Dünya Bankasının tanımlarına göre üst gelirli ülkeler ligine yükseldi”
13030 kez okundu