DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 3727942-0,22%
İstanbul
29°

AÇIK

kftreklam
Türkiye’nin Değerleri Neden Başka Markaların Hikâyesi Oluyor?
34 okunma

Türkiye’nin Değerleri Neden Başka Markaların Hikâyesi Oluyor?

ABONE OL
02/09/2026 08:17
Türkiye’nin Değerleri Neden Başka Markaların Hikâyesi Oluyor?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’nin zengin coğrafi işaret ve kültürel mirasının önemli bölümünün hammadde aşamasında kaldığına dikkat çeken Markiz Patent Genel Müdürü Orhan Eriman, Türkiye’nin sahip olduğu yerel değerleri fikri mülkiyet, tasarım ve güçlü marka stratejileriyle küresel ekonomik değere dönüştürmesi gerektiğini söyledi. Eriman, “Hammaddeyi biz veriyoruz, markayı başkaları yaratıyor. Artık hammaddemizi değil, markalarımızı konuşturma zamanı” dedi.

Türkiye, yüzyıllar boyunca farklı uygarlıklardan miras kalan kültürel değerlerinin yanı sıra iklimi, toprağı ve biyolojik çeşitliliği sayesinde çok sayıda özgün coğrafi değere sahip. Ancak bu zenginliğin önemli bir bölümü, küresel ölçekte yüksek katma değer yaratan markalara dönüşmeden hammadde veya ürün aşamasında kalıyor.

Markiz Patent Genel Müdürü Orhan Eriman, Türkiye’nin temel sorununun değerlerinin bulunmaması değil, sahip olunan değerlerin fikri mülkiyet, tasarım, hikâye ve marka stratejileriyle küresel ekonomik değere dönüştürülememesi olduğunu belirtti.

Eriman, “Kendi toprağımızda doğan değerleri başkalarının markalarında görmeye devam ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Halfeti’nin Karagülü küresel bir markanın hikâyesine dönüştü

Türkiye’nin sahip olduğu değerlerin marka potansiyeline dikkat çeken Eriman, bu duruma Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde yetişen Karagül’ü örnek gösterdi.

Londra merkezli bir şirketin Halfeti Karagülü ile oluşturduğu lüks parfüm markasına dikkat çeken Eriman, Türkiye’nin coğrafyasından ve kültürel mirasından doğan bir değerin başka bir ülkenin markası üzerinden küresel tüketiciyle buluşturulmasının önemli bir fırsatı da ortaya koyduğunu söyledi.

Eriman, burada asıl meselenin başka bir markanın Türkiye’ye ait bir değeri kullanması olmadığını belirterek, Türkiye’nin kendi değerlerini neden kendi fikri mülkiyeti, tasarımı ve markasıyla küresel pazara taşıyamadığının sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Bu örneğin, Türkiye’nin coğrafi değerlerinin yalnızca ekonomik açıdan değil, fikri mülkiyet bakımından da stratejik varlık olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösterdiğini kaydetti.

“Coğrafi işaret son değil, başlangıç”

Türkiye’de coğrafi işaret konusunda önemli bir birikim oluştuğunu belirten Eriman, ancak bir ürünün coğrafi işaretle tescil edilmesinin tek başına küresel marka yaratmak anlamına gelmediğini vurguladı.

Coğrafi işaretin bir değerin kökenini, özelliklerini ve belirli standartlarını koruma altına aldığını belirten Eriman, küresel bir marka oluşturmanın ise bunun ötesinde bir strateji gerektirdiğini söyledi.

Eriman, coğrafi işaret ile ticari marka stratejilerinin birbirinden bağımsız düşünülmemesi gerektiğini ifade ederek, Türkiye’nin yerel değerlerini uluslararası fikri mülkiyet sistemleri içerisinde koruyacak ve aynı zamanda ticarileştirecek bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğine dikkat çekti.

Türkiye’de üretilen tarım ürünleri, doğal kaynaklar ve yerel üretim değerlerinin çoğu zaman dökme ürün veya hammadde olarak pazara çıktığını belirten Eriman, asıl ekonomik değerin ürünün işlenmesi, tasarlanması, konumlandırılması, markalanması ve tüketiciyle buluşturulması aşamalarında ortaya çıktığını söyledi.

Türkiye’nin yerel değerleri küresel markalara dönüşebilir

Türkiye’nin marka potansiyelinin yalnızca birkaç ürünle sınırlı olmadığını vurgulayan Eriman; Urfa Karagülü, Isparta Gülü, Anzer Balı ve Antep Fıstığı gibi değerlerin farklı sektörlerde küresel markalara dönüşebilecek güçlü hikâyelere sahip olduğunu belirtti.

Ancak bu dönüşümün yalnızca üreticilerin veya yöresel işletmelerin bireysel çabalarıyla gerçekleştirilemeyeceğini ifade eden Eriman, kamu, özel sektör, üretici örgütleri, marka stratejistleri, tasarımcılar ve fikri mülkiyet uzmanlarının birlikte çalışacağı bölgesel yapılanmalara ihtiyaç olduğunu söyledi.

Bu yapılanmaların yalnızca tescil süreçlerine odaklanmaması gerektiğini belirten Eriman, ürünün hangi pazara, hangi tüketiciye ve hangi marka konumlandırmasıyla sunulacağının da baştan tasarlanması gerektiğini kaydetti.

Markalaşma yalnızca tescil meselesi değil

Bir coğrafi değerin küresel markaya dönüşebilmesi için farklı uzmanlıkların aynı süreçte bir araya gelmesi gerektiğini belirten Eriman, patent ve marka uzmanlarından tasarımcılara, pazarlama stratejistlerinden ihracatçılara kadar geniş bir iş birliği modeline ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Eriman, markalaşmanın yalnızca hukuki bir tescil süreci olmadığını, üretimden tüketici algısına kadar bütün değer zincirinin birlikte tasarlanması gereken kapsamlı bir süreç olduğunu vurguladı.

“Hikâyeyi başkaları değil, biz yazmalıyız”

Türkiye’nin sahip olduğu kültürel ve coğrafi mirası çağdaş bir marka diliyle yeniden anlatması gerektiğini belirten Eriman, yerel değerlerin yalnızca geçmişe ait folklorik unsurlar olarak sunulmaması gerektiğini söyledi.

Bu değerlerin çağdaş tasarım, yüksek kalite ve evrensel marka diliyle yeniden yorumlanması gerektiğini ifade eden Eriman, dünyanın Türkiye’nin değerlerini kendiliğinden keşfetmesini beklemek yerine, bu değerlerin küresel tüketicinin anlayabileceği bir marka diline dönüştürülmesi gerektiğini belirtti.

Eriman, günümüzde rekabetin yalnızca ürünler arasında değil; hikâyeler, algılar ve markalar arasında da yaşandığına dikkat çekti.

Hedef yalnızca korumak değil, küresel değer yaratmak

Türkiye’nin önünde önemli bir markalaşma fırsatı bulunduğunu belirten Eriman, coğrafi işaretlerin sayısını artırmanın yanı sıra mevcut değerlerin ekonomik ve kültürel potansiyelini büyütecek kapsamlı bir marka stratejisine ihtiyaç olduğunu söyledi.

Eriman, Türkiye’nin sahip olduğu ürünleri coğrafi işaretle koruması, fikri mülkiyetle güvence altına alması, tasarımla farklılaştırması, hikâyeyle anlamlandırması ve güçlü markalar aracılığıyla dünya pazarlarına taşıması gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin bundan sonraki hedefinin yalnızca kendi değerlerini korumak değil, bu değerlerin küresel ekonomik karşılığını kendi markalarıyla yaratmak olması gerektiğini vurgulayan Eriman, sözlerini “Artık hammaddemizi değil, markalarımızı konuşturma zamanı” diyerek tamamladı.

reklam

En az 10 karakter gerekli
seyidoglu
reklam
reklam
Hızlı İletişim

Reklam, röportaj, haber, iş birliği ve görünürlük talepleriniz için bize ulaşın.