

Utanma Türk Dil Kurumuna göre; Onursuz veya gülünç duruma düşmekten kaygı duymak, mahcup olmak, çekinmek, sıkılmak, ar veya haya etmek.
Sosyal açıdan; Toplumsal normlara, ahlaki kurallara veya başkalarının gözünde değer kaybı yaşama endişesine bağlı gelişen bilinçli bir duygu.
Utanmanın eş anlamlıları: Mahcup olmak, sıkılmak, çekinmek, ar etmek, haya etmek
UTANMAYI MUMLA ARIYORUZ
Toplumsal olarak dünyaya karşı utanılacak durumdayız.
Geleneklere sahip çıkamamışız, çıkanı küçümsemişiz.
Çarşı pazarda utanma kalmamış, sağlıklı gıdaya ulaşmak bile utanmazların elinde kalmış.
Aile demişiz, aile kavramı da uygulaması da zedelenmiş. Herkes bir tarafta. Yuva yıkmak alkışlanır olmuş, değer görmüş, para için her şey yapılır olmuş.
Eğitim demişiz herkes eğitimi zayıflatmak, değersizleştirmek için seferber olmuş, oysa bilgi, eğitim her konunun başı.
Genç demişiz, gençler ayrı bir alem. Kendinden başkasını düşünmeyen, bencil, egolu, şımarık, marka tutkunu bir gençlik oluşmuş. Ülkesini, toplumu düşünen azalmış.
Hal ve davranışlarıyla başkasını rahatsız etmek, “ben özgürüm, kimse bana karışamaz, istediğim yerde istediğimi yaparım “a dönüşmüş.
Oysa toplum içinde kimse sınırsız özgür olamaz, her istediğin yerde her davranışı sergileyemezsin, bu toplum köksüz değil, bir gecede oluşmadı. Yılların adet, örfü, gelenekler, toplumun yazılı ve yazılı olmayan kuralları var. Seni o anda tanıyan yok diye toplum kurallarına aykırı davranamazsın.
İş dünyası demişiz, iş tarafında da, işveren tarafında da çalışan tarafında da ayrı sorunlar etik olmayan konular var, sıkıntı büyük. İş dünyasında kimse birbirinden memnun değil, insana zararlı üretim ve tüketimi körükleme almış başını gitmiş.
UTANMA YOKSA AHLAK DA YOK
Daha fazla yazıp içinizi karartmak istemem ama faklı alanlarda toplum olarak sorunumuzun ahlak olduğunu biliyoruz.
Ahlakı önemseyenin utanması olur. Utanma yoksa ahlak da yok. Ahlakı da utanmayı da arar olduk. Bulduğumuzda da uygulayana “dinazor, iş bilmez, bu zamanda para önemli” dedik.
Bir taraftan ulaşım kartında otobüse bir binişten tasarruf edip onunla bir ekmek almaya çalışan var, diğer tarafta, hızla köşe dönen fırıldaklar.
Bir tarafta ömür boyunca dirsek çürüten ama tecrübesi ve bilgisi değer görmeyen, diğer tarafta bilgisiz, ilgisiz hatırlı, gönüllü, torpilliler var.
ÇÜRÜK ELMA ÇÖPE ATILIR
Çürük elmaları sağlam elmanın yanında bıraktık. Sağlamı da bozmaya uğraşıyoruz. Çürük elma yanındaki sağlam elmayı hızla çürütür. Çürükleri alıp çöpe atmak gerekir. Çürük elmaları çöpe atmadan utanmayı, ahlakı yeniden çoğaltamayız. Çürükler baş tacı olamaz, olmamalı.
Her sektör ve herkes için geçerli. Tren kaçtı kaçıyor. Bambaşka bir çağa girerken ahlak ve etik değerlerimize, ülkemize, devletimize sahip çıkmak zorundayız.
Toplumu bireyler oluşturduğuna göre herkes önce kendine bakacak. “Ben kendimi ve başkasını çürütüyor muyum, kötü örnek oluyor muyum, başkasının hakkına giriyor muyum diyecek.“
Devlet üstüne düşeni daima yapar. Ama bireyler de üstüne düşeni yapmak zorunda. Otokontrol diye bir şey var. Kendi kendini kontrol etmek. Toplumsal değerlere sahip çıkmak.
AHİLİK DEĞERLERİ
Gözü, gönlü tok olmak, haksızlık yapmamak, haram yememek, toplumu da düşünmek, komşusu açken destek olmak hemen aklıma gelen ahilik değerleri. Eylül ayında ahilik haftasını kutladık. Ahilik değerlerini ne kadar tekrarlayıp önemsedik. “Bu zamanda Ahilik değeri mi kaldı” diyenler. Evet, bu zamanda ahilik değerlerine bireysel ve toplumsal olarak çok ihtiyacımız var. Bu sebeple başkanı olduğum Ahilik Kültürünü Araştırma, Tanıtma ve Yaşatma Derneği devam ediyor.
Ahilik değerlerinde utanmak, toplumdan çekinmek, hak yememek var. Neden ahilik değerleri önemsenmiyor? “Tencere dibin kara, seninki benden kara” durumu olduğu için mi?
Şükür ki hala toplumda iyi niyetli, toplumsal iyi değerleri gözeten, uygulayan, utanma duygusu olan, ahlakı önemseyen bireyler var. Bu güzelim ülkemiz daha iyi davranışları hak ediyor ama bunu çürük elmalarla yapamayız. Çürük elmaların yeri çöptür.
Sözün özü; Utanma duygusu, her alanda ahlaki değerlere önem vermek, ülke sevgisi, toplum odaklılık, güzelim ülkemizi, topraklarımızı koruyacak bir kalkandır. Çok kıymetli bir ülkemiz ve topraklarımız var. Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmayalım.
Not: Bu yazı yazarı tarafından organik zeka ile yazılan özgün bir yazıdır.
Öğr. Gör. Tümay MERCAN
Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü/Kurumsal İletişim /Yönetim Danışmanı [email protected] Linkedin: Tümay Mercan Twitter: @tumaymercan İnstagram: mercantumay Facebook:Tümay Mercan
GÜNDEM
22 Ekim 2026GENEL
22 Ekim 2026GENEL
22 Ekim 2026SİVİL TOPLUM KURULUŞU
22 Ekim 2026YAZARLARIMIZIN KALEMİNDEN
22 Ekim 2026FUAR-ETKİNLİK-TURİZM
22 Ekim 2026EKONOMİ
22 Ekim 2026Reklam, röportaj, haber, iş birliği ve görünürlük talepleriniz için bize ulaşın.