

Küresel ticarette üretim kapasitesi ve maliyet avantajı tek başına rekabet için yeterli olmazken, Türkiye ihracatında markalaşma ve katma değer odaklı yeni bir dönem öne çıkıyor. Ağustos 2026 itibarıyla TURQUALITY ve Marka Destek Programı ekosisteminde 574 marka yer alırken, program kapsamındaki firmaların kilogram başına ihracat değerleri Türkiye ortalamasının birkaç katına ulaşıyor.
Türkiye’nin 2025 yılı itibarıyla 273,3 milyar dolarlık mal ve 122,6 milyar dolarlık hizmet ihracatına ulaşması, ülkenin toplamda yaklaşık 400 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı kapasitesine ulaştığını gösteriyor. Ancak ihracatta asıl kritik eşik, bu hacmin ne kadarının yüksek katma değer yarattığı noktasında ortaya çıkıyor.
Bu noktada, dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olarak tanımlanan TURQUALITY, Türk şirketlerinin küresel pazarlarda kendi markalarıyla büyümesini destekleyen önemli mekanizmalardan biri olarak öne çıkıyor.
Ağustos 2026’nın ortası itibarıyla TURQUALITY ve Marka Destek Programı ekosisteminde toplam 574 marka bulunuyor. Bu markalar, Türkiye’nin ihracat yapısının yüksek katma değerli ürün ve hizmetlere doğru dönüşümünde önemli bir rol üstleniyor.
Türkiye genelinde sanayi ve toplam ihracat verilerinde kilogram başına ortalama ihracat birim fiyatı 1,5-1,6 dolar seviyesinde seyrederken, TURQUALITY kapsamındaki firmaların ortalama kilogram başına ihraç fiyatı 4-5 dolar seviyelerine ulaşıyor.
Etki analizi araştırmaları da markalaşmanın ihracat değerine katkısını ortaya koyuyor. TURQUALITY kapsamına girmeden önce kilogram başına 6-7 dolar seviyesinde ihracat yapan firmaların, programa dahil olduktan sonra bu değeri 12-13 dolara kadar yükseltebildiği belirtiliyor.
Otomotiv, eczacılık ve elektronik gibi yüksek katma değerli sektörlerde kilogram başına ihracat değerleri 15-20 dolar bandına kadar çıkarken, savunma sanayinde ise ürün bazında binlerce dolarlık katma değere ulaşılabiliyor.
Bu veriler, markalaşmanın yalnızca şirketlerin bilinirliğini değil, aynı zamanda ihracatın ekonomik değerini de artırdığını ortaya koyuyor.
Programın şirketlere sağladığı finansal destek önemli bir kaldıraç oluştururken, TURQUALITY’nin asıl dönüştürücü etkisinin kurumsal yapıyı güçlendirmesinde ortaya çıktığı belirtiliyor.
2026 yılı güncel mevzuatına göre Marka Destek Programı kapsamındaki bir firma için yıllık yaklaşık 250 milyon TL, TURQUALITY kapsamındaki bir firma için ise yaklaşık 500 milyon TL toplam destek tavanı bulunuyor.
Ticaret Bakanlığı tarafından “hedef ülke” olarak belirlenen pazarlarda pazar araştırması, tanıtım, marka tescili ve birim kira gibi desteklerin oranı ise yüzde 70’e kadar çıkabiliyor.
Programın şirketlere yalnızca finansman sağlamadığı, aynı zamanda uzun vadeli kurumsal dönüşümü teşvik ettiği ifade ediliyor. Araştırmalara göre programa katılan şirketlerin yüzde 86’sı TURQUALITY’yi yalnızca bir teşvik programı değil, iş süreçlerini sistematize eden bir “yönetim iş modeli” olarak değerlendiriyor.
TURQUALITY kapsamında şirketlerin uluslararasılaşma süreçlerine yönelik stratejik planlama ve kurumsal gelişim çalışmaları da destekleniyor.
Programa katılan firmaların yüzde 78,6’sı ihracat yaptıkları ülke sayısını artırırken, yüzde 64,3’ü yurt dışındaki mağaza, showroom ve depo gibi birimlerinin sayısını yükselttiğini belirtiyor.
Beş yıllık uluslararası stratejik iş planları ve gelişim yol haritalarının yanı sıra ERP yazılımları, operasyonel verimlilik, risk yönetimi ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda sağlanan danışmanlıklar da şirketlerin kurumsal altyapılarının güçlenmesine katkı sağlıyor.
Bu süreç, özellikle aile şirketlerinin uluslararası pazarlarda daha şeffaf, kurumsal ve denetlenebilir yapılara dönüşmesine zemin hazırlıyor.
Geleceğin ihracat rekabetinin yalnızca üretim hatları ve fabrika kapasitesi üzerinden şekillenmeyeceği, pazar araştırması, veri analitiği, B2B ve B2C algı yönetimi, dijital pazarlama ve fikri mülkiyet gibi alanların da belirleyici olacağı değerlendiriliyor.
Türk şirketlerinin uluslararası pazarlarda pazar payı kazanabilmesi, kaliteli ürün üretmenin yanı sıra bu ürünleri doğru hedef kitleye, doğru kültürel kodlarla ve güçlü bir marka kimliğiyle sunabilmesine bağlı olacak.
Bu açıdan TURQUALITY ve bilişim sektörüne yönelik E-TURQUALITY programları, Türkiye’nin ihracat ekosistemini yalnızca “Made in Türkiye” algısından çıkararak küresel ölçekte güçlü Türk markalarının oluşmasına katkı sağlayan mekanizmalar olarak öne çıkıyor.
150’yi aşkın ülkede TURQUALITY kapsamında marka ve pazar araştırmaları gerçekleştiren AGS Global Kurucusu Ahmet Güler, programın Türkiye’nin küresel marka oluşturma hedefindeki rolüne dikkat çekti.
Güler, “Dünya ticaretinde artık fason üretimle hikâye yazma devri sona erdi. TURQUALITY, şirketlerimize sadece bir finansman can suyu değil, aynı zamanda küresel birer oyuncu olmaları için gereken kurumsal kasları inşa etme fırsatı sunuyor.” dedi.
İhracatta kilogram başına değerin artırılmasında markalaşmanın önemine dikkat çeken Güler, Türkiye’nin ihracat birim değerini yükseltmesinin yolunun üretimin arkasına marka ve strateji yaklaşımını koymaktan geçtiğini belirtti.
Güler, Türkiye’nin gelecekte yalnızca iyi ürün üreten değil, ürünlerini kendi hikâyesi, fikri mülkiyeti ve fiyatlama gücüyle küresel pazarlara kabul ettiren markalara sahip olması gerektiğini vurguladı.
EKONOMİ
Az önceTARIM
22 saat önceYAZARLARIMIZIN KALEMİNDEN
2 gün önceYAZARLARIMIZIN KALEMİNDEN
5 gün önceGÜNDEM
6 gün önceGÜNDEM
23 gün önceFUAR-ETKİNLİK-TURİZM
25 gün önce
1
Hepsiburada İş Ortağım Projesi, İstanbul’da KOBİ’lerle Buluştu
14215 kez okundu
2
Bilkent Holding Grup Başkanı Levent Güler: “Çalışan sayısı olarak Türkiye’nin en büyük 9. işvereni pozisyonundayız”
14023 kez okundu
3
Erkeklere Kullanışlı Hediye İçin Kartlık Modelleri
13781 kez okundu
4
Ticaret Bakanı Ömer Bolat: “Türkiye, Dünya Bankasının tanımlarına göre üst gelirli ülkeler ligine yükseldi”
13475 kez okundu
5
E-imzasını yenileyenler yüzde 19 az ödüyor
12651 kez okundu
Reklam, röportaj, haber, iş birliği ve görünürlük talepleriniz için bize ulaşın.