
12 Eylül 2026 Cumartesi

"Güzel bir borç!" ya da Karz-ı Hasen

Şimdi Oldu Öğretmenim!

İTO Meclis Başkanı Erhan Erken; Tarihte Temmuz Ayı Olaylarını Değerlendirdi

ERHAN BAŞKAN, İZ BIRAKTIN ve UNUTULMAYACAKSIN

Ülkemizin Sağlık Turizmindeki Başarısı…

AHLAK; İNSANLIĞIN ve YAŞAMIN DEĞİŞMEZ KURALI, TİCARETİN OLMAZSA OLMAZIDIR

Yeni Akit’ten Sn. Abdurrahman Dilipak
“Özellikle, öncelikle tepedekileri uyarmak istiyorum” diyerek çok konuşulacak bir yazı kaleme aldı. “Yurt dışına giden bazı politikacıların işret âlemlerinin kasetleri de gün gelir, söz dinlemedikleri bir gün birileri üzerinden deşifre edilir.” diyen Dilipak’ın, “Siyonist fonlar, Avrupa üzerinden, Amerika’dan ya da İslam ülkelerinin birinin üzerinden kapınızı çalabilirler. En çok da kim iktidarda ise ona en yakın, güvenilir birileri üzerinden gelmeye çalışacakladır.” ifadeleri de dikkat çekti.
Yönetime talip olmak aslında kişinin kendi ipini eline alması ve farkında olmadan onu çekmesi gibidir.
Şüphesiz insan topluluklarının belli bir düzen içinde ve dünyada ki canlı, cansız bütün varlıklarla ahenk ve uyum işinde yaşaması için büyük Yaratıcımız Alla(cc) gerekli kuralları vazetmiştir.
Bu kurallara göre yönetim ve kontrolü sağlamak da insanlara verilmiş bir görev. Yaratıcı bu görevi ”servet ve saltanat”ı dilediğine büyük bedel ve sorumluluk üstlenmesi karşılığında verdiğini ve bu görevi alanların eğer, bu şuura sahip iseler âlimler, zahitler ve şehitler safında olabileceği aksi takdir de ”esfeli safilin’i boylayabileceklerine işaret etmektedir.
Yönetmeye talip olanlar eğer hakkını vererek görevini layığı ile yapıyorsa her türlü övgüye ve takdire layık olurlar. Zira tüyü bitmemiş bebeğin hukukundan tutun da en basit canlıların bile hakkını gözetmek gibi bir sorumluluğu üstlenmek kolay değil. Bu bilince sahip yöneticilerin seçimi de büyük sorumluluk ister. Zira onları seçmek de bir mahareti gerektirir,seçilenlerin her türlü sevabına ve günahına ortak olmak da var.
Bilhassa yerel yönetimlerde görev alanların vay haline. Son yıllarda bu kademelerde seçilenler acaba yeterince sorumlu ve öz verili davranıyor mu? Milletin malını, mülkünü ve imkânlarını akıllıca ve israf etmeden kullanabiliyorlar mı? Ortalıkta dolaşan dedikodular,yapılan iş ve hizmetlerden pek de olumlu bir hava sezilmiyor..Halkımız muhalefetten umudunu kesmiş iktidar partisine umut bağlamıştır..İktidar, gerek yerel ve gerekse genel idarede yapacağı her türlü icraatta akıllı,ihlaslı, lüks ve israfa meydan vermeyerek zamanı da verimli olarak kullanırsa görevini yapmış olacaktır..
Başta Sn. Erbakan hocamız olmak üzere şimdikilerin hemen hemen hepsi de lüks ve debdebeye çok düşkünler maalesef..Hal bu ki malum zevatlar hep Peygamber ahlakından bahsederler..Ne olurdu biraz daha tevazu ile hareket etseler..Hz. Ömer(r.a)’ın özel işleri için geceleyin kendi parası ile aldığı mumu yaktığını duymamış olamazlar..Bunca lüks israf ve debdebenin hesabını nasıl verecekler.Sadece bir örnek vermek gerekirse ki her an göz önündedir..Bunca yol ve trafik çilesi çekilen güzel İstanbul’umuzun yol istinat duvarları düzgün bir brüt betonla kaplanması neyimize yetmez..Kalkmışlar duvar çiçekleri,ışıklandırma,süsleme v.s gibi dünya masraf yapılıyor.Bu masraflarla trafik düzenine yatırım yapılsa, acuzelere,yoksullara ve hatta hayvanlara bile daha fazla konfor sağlansa fena mı olur?..Velhasıl Allah(cc)’ın verdiği nimet ve imkanlar israf ediliyor,yerli yerinde harcamalar yapılmıyor ve yozlaşmış bir iman zafiyeti ile ahlaksızlığa doğru hızlıca yuvarlanıp gidiyoruz…İsraf haram değil mi.?” Ve ”Allah israf edenleri sevmez” gerçeğini hatırlamıyorlar mı? Böyle giderse Rabbim bu imkan ve nimetleri elimizden alabilir ve koskoca Millet perişanlık ve sefalete doğru yuvarlanabilir. Hiç usanmadan, çekinmeden ilgilileri uyarmak ve gerçekleri söylemek zorundayız.
Her kim ne yaparsa yapsın, yapanın yanında kar kalmıyor. İlahi adalet er ya da geç tecelli eder. Kişi yanlış bir kapıyı çalmışsa eğer bir gün onun da kapısının da çalınacağı muhakkaktır. Bu kısa dünya hayatında yapılacak her işin, söylenecek her sözün ve atılacak her adımın hesabı kitabı tutulmakta ve ummadığımız bir anda karşımıza çıka gelmektedir. Bilhassa yönetim mevkiinde bulunanlar bu hususlara daha çok dikkat etmek zorundadırlar.
Bu aziz millet binlerce yıldır gerçekten kıymetli birikimler sağlamıştır. Aziz atalarımızdan miras kalan çok güzel bir vatana sahibiz. Bu aziz vatanda bulunan aziz İstanbul bile atalarımızdan kalan çok önemli bir mirastır ve sadece bu mirasın bile hakkını ödememiz mümkün değildir. Bu mirasları adeta bir adi mirasyedi misali çarçur etmek ne hakkımızdır ve ne de haddimizdir.
O halde yerel olsun, genel olsun tüm yöneticilerimize çağrımız o dur ki, geliniz her türlü maddi ve manevi imkân ve birikimlerimize sahip çıkınız. Onları heder etmeyiniz..İsraf etmeyiniz.Zamanı ve imkanı akıllıca kullanınız ve görev süreniz boyunca bu idrak ve sorumluluk anlayışı ile hareket ediniz.Yaptığınız bir hizmet yarışı gibi olmalı ve gerektiğinde bayrağı daha gayretli,başarılı olabileceklere bırakmalısınız…
Kimsenin kapısını çalmayın ve kapınızı kimseye çaldırmayın. Kendi ipinize dolanmayın ve kendi ipinizi çekmiş olmayın. Fakiri, fukarayı, yetimi ve öksüzü düşünün. Tüm İslam dünyasındaki mazlumları, muhtaçları ve canını kurtarmaktan başka bir şey düşünmeden ülkemize sığınan milyonları düşünün. Göstereceğiniz aczi yet ve zafiyet bütün bir topluma sirayet edecektir. Zira hepimiz aynı gemide yol almaktayız.
Selam ve dualarımız, iman, ihlâs ve fedakârlıkla çalışan tüm yöneticilerimizedir. Allah (cc) yar ve yardımcıları olsun…
Reklam, röportaj, haber, iş birliği ve görünürlük talepleriniz için bize ulaşın.