DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 3808009-0,19%
İstanbul
28°

AÇIK

kftreklam
Akran Zorbalığı Dijital Dünyayla Birlikte Eve Kadar Taşınıyor
15 okunma

Akran Zorbalığı Dijital Dünyayla Birlikte Eve Kadar Taşınıyor

ABONE OL
25/08/2026 15:32
Akran Zorbalığı Dijital Dünyayla Birlikte Eve Kadar Taşınıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TBMM Dilekçe Komisyonu bünyesinde oluşturulan Akran Zorbalığının Araştırılması Alt Komisyonu’nun verilerine göre Türkiye’de 6-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 13,8’i akran zorbalığına maruz kalıyor. İşlevsel zorluk yaşayan çocuklarda bu oran yüzde 27’ye yaklaşırken, çocukların yaklaşık yüzde 80’inin günde üç saatten fazla ekran karşısında olduğu belirtiliyor. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, siber zorbalığın tehdidi okuldan çocuğun odasına kadar taşıdığına dikkat çekerek çözümün empatik iletişim ve “akran nezaketi” olduğunu vurguluyor.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu bünyesinde kurulan İlköğretim ile Ortaöğretim Kurumlarında Akran Zorbalığının Araştırılması ve Alınabilecek Önlemlerin Belirlenmesi Alt Komisyonu tarafından hazırlanan çalışma, çocuklar arasındaki zorbalığın ulaştığı boyutları ortaya koydu.

Komisyon tutanakları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) sunumları ile TÜİK Türkiye Çocuk Araştırması verilerinden derlenen raporda, geleneksel akran zorbalığının yanı sıra dijitalleşmeyle yaygınlaşan siber zorbalık riski de ele alındı.

Her 100 çocuktan yaklaşık 14’ü zorbalığa maruz kalıyor

Rapora göre Türkiye’de 6-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 13,8’i akran zorbalığına maruz kalıyor. En yaygın zorbalık biçimi alay edilme olurken, çocukların yüzde 7,2’si kasıtlı olarak sosyal gruplardan dışlanıyor. Fiziksel şiddete maruz kalan çocukların oranı ise yaklaşık yüzde 4,4 olarak bildiriliyor.

İşlevsel zorluk yaşayan çocuklarda ise tablo daha ağır. Görme, duyma, yürüme, öğrenme, iletişim veya öz bakım gibi alanlarda zorluk yaşayan çocukların zorbalığa maruz kalma oranı yüzde 27’ye yaklaşıyor.

“Her çocuk çatışması zorbalık değildir”

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, akran zorbalığının çocuklar arasındaki sıradan anlaşmazlıklardan ayırt edilmesi gerektiğini belirtti.

Zorbalığın tanımlanabilmesi için davranışın kasıtlı ve tekrarlayıcı olması, taraflar arasında güç dengesizliği bulunması gerektiğini ifade eden Tarhan, çocukların zaman zaman tartışabileceğini veya kavga edebileceğini, ancak her anlaşmazlığın zorbalık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Alay etme, lakap takma, hakaret ve tehdit gibi sözel davranışların yanı sıra dedikodu çıkarma, gruba almama ve kasıtlı olarak yalnız bırakmanın da ilişkisel zorbalık kapsamında değerlendirildiğini belirtti.

Çocuk çoğu zaman yaşadığını anlatmıyor

Zorbalığın fark edilmesinde aile ve öğretmenlere önemli görevler düştüğünü belirten Tarhan, çocukların çoğu zaman doğrudan “Bana zorbalık yapılıyor” demediğine dikkat çekti.

Daha önce severek okula giden bir çocuğun okula gitmek istememesi, sabahları karın veya baş ağrısı yaşaması, ders başarısının düşmesi, içine kapanması, arkadaşlarından uzaklaşması, odasına kapanması ya da uyku ve iştah düzeninin değişmesinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Tarhan, çocuğun sorgulanmak yerine birebir ve empatik biçimde dinlenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Senin için yapabileceğim bir şey var mı, anlatmak ister misin?” gibi sorularla güvenli bir iletişim ortamı oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Farklı olan çocuklar daha kolay hedef olabiliyor

İşlevsel zorluk yaşayan çocuklarda zorbalık oranının yükselmesine dikkat çeken Tarhan, özel yetenekli, sosyal iletişimde zorlanan veya takım ilişkilerine uyum sağlamakta güçlük çeken çocukların daha kolay hedef haline gelebildiğini belirtti.

Akademik zekânın sosyal ve duygusal becerilerle her zaman aynı seviyede gelişmediğini söyleyen Tarhan, sosyal ipuçlarını okumakta zorlanan çocukların farklı görülerek zamanla alay konusu haline gelebileceğini ve sürecin zorbalığa dönüşebileceğini kaydetti.

Bu nedenle çocukların “utangaç”, “uyumsuz” veya “garip” şeklinde etiketlenmek yerine sosyal iletişim becerileri açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Zorbalığın merkezinde yanlış güç algısı var

Tarhan’a göre zorbalığın temelinde çoğu zaman yanlış bir güç algısı bulunuyor. “Ben güçlüyüm, o savunmasız; o halde onu ezebilirim” düşüncesinin zorbalık davranışının temelini oluşturabildiğini belirten Tarhan, empati ve merhametin zayıfladığı ortamlarda farklı olan çocukların daha kolay hedef haline geldiğini söyledi.

Zorbalığın yalnızca zorba ile mağdur arasındaki bir sorun olmadığını ifade eden Tarhan, sınıftaki sessiz kalan öğrenciler dahil tüm öğrencilerin okul ikliminin bir parçası olduğunu belirtti.

Öğretmenin de sınıf içerisindeki öğrencileri tanıması, sessizleşen veya dışlanan çocukları fark etmesi gerektiğini kaydeden Tarhan, bunun çocuğu herkesin önünde teşhir etmeden, birebir ve empatik iletişimle yapılması gerektiğini vurguladı.

“Zorbalık yapan çocuk da sadece kötü çocuk değildir”

Zorbalık yapan çocukların yalnızca “kötü çocuk” olarak damgalanmaması gerektiğini belirten Tarhan, her şiddet davranışının aynı zamanda bir mesaj taşıyabileceğini söyledi.

Çocuğun hangi duygusal ihtiyacının karşılanmadığının, ailede nasıl bir iletişim gördüğünün ve kendisini değersiz hissedip hissetmediğinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tarhan, sevginin az, baskı ve eleştirinin fazla olduğu aile ortamlarının çocuğun şiddeti problem çözme yöntemi olarak öğrenmesine zemin hazırlayabileceğini belirtti.

Siber zorbalıkta güvenli alan ortadan kalkıyor

Dijitalleşmeyle birlikte akran zorbalığının okul dışına taşındığına dikkat çekilen raporda, siber zorbalık; dijital platformlar üzerinden tehdit, taciz, alay, iftira, siber şantaj ve mahremiyet ihlali yoluyla çocukların psikolojik ve sosyal olarak hedef alınması şeklinde tanımlanıyor.

Tarhan, sosyal medyanın zorbalığın “seyirci kitlesini” büyüttüğünü belirterek, geçmişte sınırlı bir çevrede kalan alay veya dışlama davranışlarının artık sosyal medyanın yayılma gücüyle çok daha geniş kitlelere ulaşabildiğini söyledi.

“Siber zorbalıkta okulun kapısı kapanmıyor”

Siber zorbalığın en önemli özelliklerinden birinin süreklilik olduğunu belirten Tarhan, yüz yüze zorbalığın çoğunlukla belirli bir fiziksel ortamla sınırlı kaldığını, siber zorbalıkta ise çocuğun güvenli alanına dahi ulaşabildiğini ifade etti.

Telefonun çocuğun sürekli yanında bulunması nedeniyle tehdit, hakaret, ifşa ve dışlamanın eve, hatta çocuğun odasına kadar taşınabildiğini belirten Tarhan, bunun çocukta “kaçabileceğim güvenli bir alan yok” duygusu oluşturabileceğine dikkat çekti.

Dijital ortamda fotoğraf veya videoların tekrar tekrar paylaşılmasının da zorbalığın etkisini sürdürebildiğini belirten Tarhan, okul reddi, akademik başarı düşüşü, içe kapanma, depresif belirtiler ve yoğun kaygının görülebileceğini söyledi.

Çocukların yüzde 80’i günde 3 saatten fazla ekranda

Rapora göre çocukların yaklaşık yüzde 80’i günde üç saatten fazla aktif olarak dijital ekran karşısında kalıyor.

Raporda aşırı ekran maruziyetinin odaklanma sorunları ve öğrenilen bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılmasındaki güçlüklerle ilişkilendirildiği belirtiliyor.

Tarhan ise kontrolsüz ekran kullanımının gerçek ilişkilerin yerine sanal ilişkilerin geçmesine neden olabileceğini ifade etti. Yüz yüze iletişimde mimiklerin, fiziksel temasın ve karşı tarafın duygularının doğrudan gözlemlenmesinin empati gelişiminde önemli olduğunu belirten Tarhan, ekran üzerinden kurulan ilişkilerde bu unsurların önemli bölümünün ortadan kalktığını söyledi.

“Dijital anestezi” uyarısı

Uzun süreli ve amaçsız ekran kullanımını “dijital anestezi” olarak tanımlayan Tarhan, çocuklara dijital teknolojileri amaçlı kullanma ve zaman yönetimi becerilerinin kazandırılması gerektiğini belirtti.

Dijital ortamda karşıdaki kişinin de duyguları olan gerçek bir insan olduğunun çocuklara anlatılması gerektiğini söyleyen Tarhan, empati becerisinin siber zorbalığın önlenmesinde önemli bir rol oynadığını vurguladı.

Dünyada çocukların sosyal medya kullanımı tartışılıyor

Raporda farklı ülkelerin çocukları dijital risklerden korumak amacıyla aldığı önlemlere de yer veriliyor.

Çin, Güney Kore ve ABD’nin Florida eyaletindeki düzenlemelerin yanı sıra Avustralya, Yunanistan ve İrlanda’daki tartışmalara dikkat çekiliyor. Türkiye’de ise 13 yaş altındaki çocukların sosyal ağlara erişimine yönelik çalışmaların bulunduğu aktarılıyor.

Tarhan, özellikle küçük yaşlarda ekran kullanımının sınırlandırılması gerektiğini ancak ergenlik döneminde yalnızca yasaklayıcı bir yaklaşımın yeterli olmayacağını belirtti.

Hedef dış denetimden iç denetime geçiş

Tarhan, çocukların anne ve babanın bulunmadığı ortamlarda da dijital dünyayla karşılaşacağını belirterek, asıl hedefin dış denetimden iç denetime geçiş olması gerektiğini söyledi.

Bu noktada dijital ebeveynliğin önemine dikkat çeken Tarhan, ebeveynlerin hem sınır koyması hem de bu sınırların nedenlerini çocuklara anlatması gerektiğini ifade etti. Çocuklara medya okuryazarlığı ve bilinçli dijital kullanım becerileri kazandırılmasının önemine de değindi.

Zorbalığa karşı “akran nezaketi” öne çıkıyor

Raporda zorbalıkla mücadelede “akran nezaketi” ve “dijital nezaket” kavramları öne çıkıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı ve sivil toplum iş birliğiyle “Zorbalıktan Uzak Programı”nın pilot uygulamalarının yürütüldüğü, 12-13 yaş grubuna yönelik akrandan akrana eğitim programlarının gerçekleştirildiği belirtiliyor.

Uzmanların ilkokul üçüncü sınıftan itibaren dijital etik kuralların müfredata alınmasını istediği aktarılırken, BTK’nın da siber zorbalığı “siber nezakete”, akran zorbalığını ise “akran nezaketine” dönüştürmeye yönelik çalışmalar yürüttüğü ifade ediliyor.

“Negatifle mücadelenin yolu pozitifi artırmaktır”

Tarhan, zorbalıkla mücadelede yalnızca yasaklama ve cezalandırmaya odaklanmanın yeterli olmadığını belirterek, “akran nezaketi” kavramının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Nezaketin içerisinde empati, karşı tarafın hakkını ve duygusunu dikkate alma ve sorunları karşı tarafı incitmeden çözme becerisinin bulunduğunu belirten Tarhan, zorbalığın önlenmesinde bu becerilerin erken yaşlardan itibaren geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.

“Teknoloji hız verir ama değerler yön gösterir”

Sosyal ve duygusal eğitimin ergenlik dönemine bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Tarhan, çocuklara bilgi yüklemekten önce karakter gelişimi için bir “pusula” kazandırılması gerektiğini söyledi.

“Teknoloji hız verir ama değerler yön gösterir” diyen Tarhan, empatinin öğrenilebilen bir beceri olduğunu belirtti. Değer eğitiminin yalnızca ayrı bir ders olarak değil, farklı derslerin içerisinde günlük yaşamla ilişkilendirilerek verilmesi gerektiğini ifade etti.

“Akran zorbalığının ilacı empatik iletişimdir”

Zorbalık gerçekleştikten sonra yalnızca cezalandırmaya odaklanmanın yeterli olmadığını belirten Tarhan, zorbalık yapan çocuğun davranışının sonuçlarını görmesi, mağdurun ne hissettiğini anlaması ve sorumluluk almasının sağlanması gerektiğini söyledi.

Tarhan, “Akran zorbalığının karşısına akran nezaketini koymak gerekir. Akran zorbalığının ilacı empatik iletişimdir.” diyerek, çocukların vicdan, merhamet ve empati kapasitesinin geliştirilmesinin zorbalıkla mücadelede en etkili koruyucu yaklaşımlardan biri olduğunu vurguladı.

reklam

En az 10 karakter gerekli
seyidoglu
reklam
reklam
Hızlı İletişim

Reklam, röportaj, haber, iş birliği ve görünürlük talepleriniz için bize ulaşın.