

İstanbul Ticaret Odası’nın meclis kürsüsü, sadece rakamların değil, bir ülkenin sanayi ve ticaret vizyonunun da nabzının attığı yerdir. Şekib Avdagiç’i dinlerken, aslında 21. dönemin son düzlüğüne girerken, geride kalan dört yılın bir “stratejik hasıla” raporuna şahitlik ettik.
Şekib Avdagiç, konuşmasında ticaretin günlük dertlerinin ötesine geçerek, Türkiye’nin küresel ölçekteki o “büyük satranç tahtasında” nerede durması gerektiğinin altını çiziyordu.
“Stratejik Konum” Artık Yetmez, “Jeoekonomik Güç” Şart
Avdagiç’in konuşmasında en dikkat çekici vurgu, Türkiye’nin coğrafi kaderini ekonomik bir kaldıraça dönüştürme çağrısıydı. Yıllardır ezberlediğimiz o “köprü ülke” tanımının artık günümüz dünyasında karşılığı yok.
İTO Başkanı Şekib Avdagiç, haklı olarak “geçiş noktası” olmaktan çıkıp, “karar verici merkez” olma vaktinin geldiğini hatırlatıyor.
Savunma sanayiinde yakalanan o yerli ve milli ivmenin, aslında tüm sanayi dallarına sirayet etmesi gereken bir “teknoloji ve üretim seferberliği” olduğunu görmemiz lazım. Bugün Avrupa’nın tedarik zinciri krizlerinde çaresiz kaldığı bir ortamda, Türkiye’nin omuzlarındaki yük artık sadece bir ticaret ülkesi olmanın çok ötesinde.
Enflasyon ve İhracatçı Arasındaki Makas
Köşe yazarının görevi, kürsüde söylenenin arkasındaki “reel” gerçeği de görmektir.
Avdagiç’in 2026 yılına dair paylaştığı %9,9’luk kur-enflasyon makası, aslında üretim sahasının en yumuşak karnı. İhracatçı, fiyat tutturamıyor, maliyet yönetemiyor.
Avdagiç bu konuda oldukça net: “Fiyat oluşturma konusunda önünü göremeyen ihracatçının, bu belirsizlik ortamında rekabet gücünü koruması beklenemez.” Bu cümle, aslında ekonomi yönetiminin kulağına küpe olması gereken bir uyarıdır. İhracatçının emeğini ve sermayesini korumak, sadece bir sektörün değil, Türkiye’nin döviz kalkanını korumaktır.
“Sessiz Kahramanlık” ve İTO’nun Çözüm Hafızası
Bir de “kriz yönetimi” tarafı var işin. İstanbul’daki otellerin yangın yönetmeliği nedeniyle ruhsat iptali riskiyle karşı karşıya kaldığı o günleri hatırlayın.
Avdagiç’in bu krizi, Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan ve Bakan Murat Kurum ile koordineli bir şekilde, adeta bir “cerrah titizliğiyle” çözdüğünü biliyoruz.
Avdagiç’in “bazıları masanın arkasında saklandı ama biz çözdük” mealindeki ifadesi, İTO’nun iş dünyasındaki “çözüm merkezi” kimliğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Sessiz sedasız çözülen bu kriz, aslında yüzlerce işletmenin hayatta kalmasını sağladı.
“Eser Bırakmak” Meselesi
Barbaros Hayrettin Paşa’nın o meşhur, “Er odur ki dünyada koya bir eser” sözü, bir ticaret odası başkanının vizyonunu tanımlamak için seçilebilecek en önemli sözdür.
Kandilli’den Sütlüce’ye, Eminönü’nden Teknopark Pendik’e kadar atılan her adım, aslında sadece bugünü değil, Türkiye’nin yarınını inşa eden birer tuğla.
Şekib Avdagiç, meclis kürsüsünden sadece bir dönemin muhasebesini yapmıyordu; aynı zamanda iş dünyasına, “Küresel oyunun bir parçası değil, kurucusu olmalıyız” mesajını veriyordu. Şimdi gözler, bu vizyonun pratikteki karşılığı olan 2026’nın kalan aylarına çevrildi.
Unutmayalım; dünya değişiyor, şartlar ağırlaşıyor, ancak “esersiz kişinin yerinde yeller eser.” Avdagiç’in bu meclisteki duruşu, eser bırakma konusundaki kararlılığının bir ispatı gibi duruyor.
Eşref Küçükateş
EKONOMİ
7 gün önceYAZARLARIMIZIN KALEMİNDEN
9 gün önceEKONOMİ
11 gün önceGÜNDEM
13 gün önceGÜNDEM
18 gün önceGENEL
18 gün önceGÜNDEM
28 gün önce