

Türkiye mobilya sektörünün küresel rekabette üretim kapasitesinin ötesine geçtiğini belirten MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, sektörün geleceğinin tasarım, teknoloji, sürdürülebilirlik ve katma değer üreten nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğini söyledi. Güleç, meslek liselerinden üniversitelere uzanan güçlü bir eğitim-sanayi ekosistemi kurulmasının kritik önem taşıdüğünü vurguladı.
Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, küresel rekabette artık belirleyici unsurun yalnızca üretim kapasitesi olmadığını belirterek, “Bugün rekabet; tasarlayan, teknoloji kullanan, sürdürülebilirlik odaklı düşünen ve katma değer üreten insan kaynağıyla kazanılıyor. Bu nedenle lise ve üniversiteden başlayarak sanayiye uzanan güçlü bir eğitim ekosistemi oluşturmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
Küresel talepte yaşanan daralma, maliyet baskısı ve finansmana erişimde yaşanan güçlüklere rağmen Türkiye mobilya sektörünün üretim gücünü ve ihracat kapasitesini koruduğunu belirten Güleç, sektörün en büyük yapısal sorunlarından birinin nitelikli iş gücü eksikliği olduğunu söyledi.
Türkiye’nin son 25 yılda üretim, tasarım, lojistik ve markalaşma alanlarında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini ifade eden Güleç, artık yeni dönemin odağında katma değerli büyümenin bulunduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Dünya mobilya ihracatından aldığımız payı binde 3 seviyesinden yaklaşık yüzde 2 seviyesine taşıdık. Bugün artık stratejimizi yalnızca yeni pazar arayışı üzerine değil; pazar çeşitliliği, katma değer artışı, özgün tasarım, markalaşma ve güçlü tedarik zinciri üzerine kuruyoruz. Çünkü küresel rekabette önemli olan yalnızca üretmek değil; doğru pazarda, doğru ürün, güçlü tasarım dili ve doğru marka algısıyla konumlanabilmektir.”
Ahmet Güleç, sektörün yalnızca daha fazla üretim yapacak değil; tasarım geliştirecek, dijital üretim teknolojilerini kullanacak ve markalaşma süreçlerini yönetecek nitelikli insan kaynağına ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Sektörde marangozdan ahşap işleme ustasına, oymacıdan döşemeciye, kaplama ve dikiş ustasından boya ve cila uzmanına, CNC operatöründen CAD/CAM teknisyenine, robotik üretim operatöründen kalite kontrol uzmanına kadar üretimin her aşamasında yetişmiş iş gücüne ihtiyaç bulunduğunu belirten Güleç, sürdürülebilir büyüme ve ihracat hedeflerinin bu açığın kapatılmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Nitelikli insan kaynağının yetişmesinde meslek liselerinin kritik rol oynadığına dikkat çeken Güleç, ailelerin de bu süreçte önemli sorumluluk üstlendiğini belirtti.
“Üretim kültürü ve zanaatkârlık meslek liselerinde başlıyor. Gençlerin bu okullara yönelmesini sağlayacak yeni bir yaklaşım geliştirmeli, mobilya alanındaki meslek liselerini günümüz teknolojilerine uygun şekilde yeniden yapılandırmalıyız.” diyen Güleç, CNC teknolojileri, robotik üretim sistemleri, CAD/CAM yazılımları, otomasyon ve yapay zekâ destekli üretim süreçlerine hâkim teknik personelin yetişmesinin sektör açısından kritik önemde olduğunu söyledi.
Geleceğin ustasının yalnızca güçlü el becerisine sahip kişi olmayacağını belirten Güleç, tasarım okuryazarlığı bulunan, dijital üretim teknolojilerini kullanan, veriyi okuyabilen ve yeni nesil üretim sistemlerini yöneten profesyonellerin sektörün geleceğine yön vereceğini ifade etti.
Mobilya sektörünün artık yalnızca ahşap işleyen bir üretim alanı olmadığını dile getiren Güleç; tasarım, mühendislik, yazılım, veri analitiği, yapay zekâ, sürdürülebilirlik ve uluslararası ticaret disiplinlerini buluşturan çok katmanlı bir ekosisteme dönüştüğünü söyledi.
Orman ve Orman Endüstri Mühendisliği, Endüstriyel Tasarım, İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı, Mimarlık, Makine, Endüstri, Yazılım ve Bilgisayar Mühendisliği ile yapay zekâ, veri odaklı programlar, uluslararası ticaret, lojistik ve sürdürülebilirlik alanlarının sektörün geleceğine doğrudan katkı sağlayacağını belirten Güleç, her yıl üniversitelere kayıt yaptıran 1 milyonu aşkın öğrencinin mobilya sektörünün sunduğu kariyer fırsatlarını değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
Mobilya sektörünün sürdürülebilir ormancılıktan tasarıma, mühendislikten yapay zekâya, üretim teknolojilerinden markalaşmaya kadar uzanan geniş bir değer zinciri içinde geliştiğini söyleyen Güleç, rekabet anlayışının da değiştiğini belirtti.
“Mobilya sektörü yalnızca fiziksel ürün üretmiyor; aynı zamanda tasarım, marka değeri ve entelektüel sermaye üretiyor. Küresel pazarlarda fark yaratan artık yalnızca ürünün kendisi değil; arkasındaki bilgi birikimi, tasarım kültürü ve inovasyon kapasitesidir. Rekabet artık üretim kapasitesiyle değil; bilgi, tasarım, yaratıcılık, inovasyon ve entelektüel sermaye ile şekilleniyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Nitelikli iş gücünün artırılması amacıyla eğitim kurumlarıyla iş birliklerini sürdürdüklerini belirten Ahmet Güleç, 2022 yılında İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü ile imzalanan Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü’nün sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi açısından önemli bir adım olduğunu söyledi.
Güleç, önümüzdeki dönemde de eğitim-sanayi iş birliklerini güçlendirerek sektörün sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerini ifade etti.
EKONOMİ
7 gün önceYAZARLARIMIZIN KALEMİNDEN
9 gün önceEKONOMİ
11 gün önceGÜNDEM
13 gün önceGÜNDEM
18 gün önceGENEL
18 gün önceGÜNDEM
28 gün önce
1
Ekici Peynir; Avrupa, ABD ve KKTC’de pazar payını arttırdı
112115 kez okundu
2
Türkiye’nin milli gururu Hafız Mustafa’ya BBC Good Food ödülü
49172 kez okundu
3
TOSÇELİK MEKKE’NİN SU İHTİYACINI KARŞILAYACAK PROJESİ’NİN BORU TEDARİKİNİ TAMAMLADI
43629 kez okundu
4
Yapay zeka tabanlı Deprem Erken Uyarı Sistemi EDİS tüm Marmara’da kullanılmaya başlandı
41607 kez okundu
5
POLİPORT’A YENİ GENEL MÜDÜR ATAMASI
33829 kez okundu