Yedi Hisse, Tek Yürek: İbadet Titizliğinde Ticaretin ve Bereketli Ortaklığın Formülü

Kurban Bayramı’nda yan yana gelen, daha önce birbirini hiç tanımayan insanların oluşturduğu o muazzam birliktelik, sadece bir ibadetin ifası değil, aynı zamanda İslamın öngördüğü toplumsal ve ekonomik modelin canlı bir laboratuvarıdır. 

Yedi farklı niyetin, yedi farklı bütçenin tek bir amaç etrafında birleşerek, hiçbir güvensizlik ve anlaşmazlık yaşamadan neticeye ulaşması, günümüz iş dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu "güven" ve "bereketi" içinde barındırır. 

Bu rızaya dayalı ortaklık modeli, ticaret hayatımız için de rehber edinmemiz gereken ilahi bir ölçüdür.

Ayet ve Hadisler Işığında Ticarette Ortaklık ve Bereket

İslam, bireysel kalkınmayı hedeflediği kadar toplumsal dayanışmayı ve sermayenin bir araya gelerek değer üretmesini de teşvik eder. Ticari hayatta kurulan dürüst ortaklıklar, bizzat Yüce Allah’ın himayesi ve bereketi altındadır.

Kurban ibadetindeki o titiz pay etme, rıza gösterme ve hakkına razı olma ahlakı, ticari ortaklıkların da temel dinamiğidir. Bir hadis-i kudside Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Biri arkadaşına hainlik etmediği müddetçe, iki ortağın üçüncüsü Ben olurum. Ticari ortaklardan biri diğerine hıyanet ederse, Ben aralarından çekilirim." (Ebû Dâvûd, Büyû, 26)

Bu ilahi beyan, kurban keserken birbirine zerre kadar suizan beslemeyen, aksine fedakarlık yarışına giren yedi kişinin yakaladığı huzurun, ticarete taşındığında nasıl bir berekete dönüşeceğinin kanıtıdır. Allah’ın "üçüncü ortak" olduğu bir ticari işletmede zarar, yerini ziyadesiyle kara ve huzura bırakır.

Kur'an-ı Kerim, ortakların birbirlerinin haklarına riayet etmesi gerektiğine dikkat çekerken, iman ve salih amel eksenli bir ortaklığın bu tehlikelerden uzak kalacağını müjdeler:

"...Zaten ortakların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. Ancak iman edip salih ameller işleyenler müstesna ki, onlar da pek azdır..." (Sâd Suresi, 24)

Kurban kesim masasında gösterilen o muazzam hassasiyet, "iman edip salih amel işleme" gayretinin bir sonucudur. İşte ticaret ortaklıklarında da taraflar birbirini kurban ortağı gibi "Allah rızasını gözeten birer din kardeşi" olarak gördüklerinde, ne hak gaspı yaşanır ne de güven problemi.

Güvensizlik Çağında "Kurban" Hassasiyeti ile Ticaret Yapmak

Modern dünyanın insana dayattığı "Babana bile güvenme" algısı, sermayelerin birleşmesini, büyük hamleler yapılmasını ve dolayısıyla bereketin yayılmasını engellemektedir. Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.v.), dürüst ve güvenilir tüccarların ahiretteki makamını överek ticarette güven inşa etmenin önemini şöyle vurgulamıştır:

"Güvenilir, doğru ve dürüst tüccar; peygamberler, sıddıklar (doğrular) ve şehitlerle beraberdir." (Tirmizî, Büyû, 4)

Kurban hisseleri elektronik terazide tartılıp kura ile çekilirken gösterilen rıza, helalleşirken gözlerde beliren o samimi tebessüm, ticari sözleşmelere ve ortaklıklara taşınmalıdır. 

Eğer bir esnaf, bir girişimci ya da bir tüccar, ortağıyla olan ilişkisini tıpkı o kurban masasındaki gibi "Allah’ın emir ve yasaklarına eksiksiz uyma" bilinciyle yürütürse, kaybettiğimiz Ahilik ruhu da Fatih Sultan Mehmet Hanın yaşadığı ve İstanbul'un Fethini başlatan hassasiyet de yeniden canlanacaktır.

Kurban ortaklığından alacağımız en büyük kıssa; dürüstlüğün, adaletin ve Allah rızasının gözetildiği her ortaklığın, sonunda mutlaka huzur, kardeşlik ve bereket getireceğidir.

Eşref KÜÇÜKATEŞ