Türkiye ekonomisinin 2025 bilançosu: Büyüme devam etti, sanayide alarm zilleri çaldı

İLKE Vakfı İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM) tarafından hazırlanan “İktisat İzleme Raporu 2025”, Türkiye ekonomisinin büyümeyi sürdürmesine karşın yapısal sorunların derinleştiğine işaret etti. Ekonomi yüzde 3,6 büyürken kişi başına gelir 18 bin 40 dolara yükseldi. Ancak sanayinin milli gelirdeki payı yüzde 18,1 ile son 30 yılın en düşük seviyesine geriledi. Raporda güneş enerjisinin ilk kez doğal gazı geride bırakması ise yılın en dikkat çekici gelişmelerinden biri olarak öne çıktı.

İLKE Vakfı Türkiye ekonomisinin 2025 fotoğrafını çekti

İLKE Vakfı İslam İktisadı Araştırma Merkezi (İKAM), 19 akademisyenin katkısıyla hazırlanan ve Türkiye ekonomisini 20 başlıkta ele alan “İktisat İzleme Raporu 2025: Sürdürülebilir Büyüme ve Kalkınma” raporunu yayımladı.

Beşinci kez hazırlanan rapor; makroekonomik dengelerden gelir dağılımına, tarımdan enerjiye, iş gücü piyasasından startup ekonomisine ve küresel karşılaştırmalara kadar Türkiye ekonomisinin farklı alanlardaki görünümünü ortaya koydu.

Rapora göre Türkiye ekonomisi, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikasına rağmen 2025'te yüzde 3,6 büyüdü. Kişi başına GSYH ise 18 bin 40 dolara yükseldi.

Ancak rapor, büyümenin niteliğine dikkat çekerek ekonomide üretim merkezli yapıdan hizmet ve inşaat ağırlıklı modele doğru bir dönüşüm yaşandığını belirtti.

Büyümenin yükünü inşaat ve hizmetler taşıdı

Türkiye ekonomisindeki büyümede özellikle deprem sonrası yeniden imar faaliyetlerinin etkisi dikkat çekti.

İnşaat sektörü yüzde 10,8, bilgi ve iletişim sektörü ise yüzde 8 büyürken; iklim krizi ve 65 ilde etkili olan zirai donun etkisiyle tarım sektörü yüzde 8,8 daraldı.

Raporda, sanayinin milli gelir içerisindeki payının yüzde 18,1'e gerilemesi ve imalat PMI verisinin yıl boyunca 50 seviyesinin altında kalması, ekonominin üretim kapasitesi açısından önemli bir risk olarak değerlendirildi.

“Sürdürülebilirlik makroekonomik istikrarın belirleyicisi”

İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Av. Ahmet Sait Öner, raporun takdim yazısında sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir konu olmadığını belirterek, makroekonomik istikrar, finansal sistemler ve toplumsal refah açısından belirleyici hale geldiğine dikkat çekti.

Editörlüğünü Doç. Dr. Erhan Akkaş'ın üstlendiği raporda; enflasyonla mücadeleden yeşil dönüşüme, gelir dağılımından Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın Türkiye ihracatına etkilerine kadar birçok başlıkta politika önerileri sunuldu.

Güneş enerjisi ilk kez doğal gazı geçti

2025'in en dikkat çekici gelişmelerinden biri enerji sektöründe yaşandı.

Yıl sonu itibarıyla güneş enerjisinin kurulu gücü 25 bin 109 MW'a ulaşarak doğal gazın 24 bin 232 MW'lık kurulu gücünü ilk kez geride bıraktı.

2015 yılında toplam kurulu güç içerisindeki payı yalnızca yüzde 0,3 olan güneş enerjisi, 2025 sonunda yüzde 20,5 seviyesine yükseldi. Yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu güç içerisindeki payı ise yüzde 62,4'e çıktı.

Türkiye aynı dönemde elektrik ihracatını iki katına çıkarırken elektrik ithalatını yüzde 67 azalttı ve net elektrik ihracatçısı konumuna geldi.

Buna karşın ham petrol ithalatının yaklaşık yarısının Rusya'dan karşılanması, enerji dönüşümünün henüz fosil yakıt bağımlılığını tamamen ortadan kaldırmadığını gösterdi.

Enflasyon geriledi, eğitim ve konut maliyetleri yükseldi

Raporda enflasyondaki gerilemenin topluma eşit şekilde yansımadığına da dikkat çekildi.

Yıllık ortalama enflasyon 2024'teki yüzde 58,5 seviyesinden 2025'te yüzde 34,8'e geriledi. Ancak eğitim grubunda yıllık enflasyon yüzde 66'yı aştı.

2019 sonundan bu yana genel fiyatlar yaklaşık 8 kat artarken üniversite ücretlerindeki artış 15,1 kata ulaştı. Konut grubundaki yüzde 49'luk artış ve yüzde 44 seviyesindeki hizmet enflasyonu, özellikle dar gelirli haneler üzerindeki maliyet baskısının sürdüğünü ortaya koydu.

Gelir dağılımındaki bozulma dikkat çekti

Gelir dağılımına ilişkin veriler de raporun öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Türkiye'nin Gini katsayısı 0,41'e yükselirken, en zengin yüzde 20'lik kesim milli gelirin yüzde 48'ini aldı. En yoksul yüzde 20'nin gelirden aldığı pay ise yüzde 6,5 seviyesinde kaldı.

Raporda, yaklaşık 11 milyon kişinin yoksulluk sınırının altında yaşadığına ve orta sınıfın zayıfladığına dikkat çekildi.

İhracat rekor kırdı, dış ticaret açığı büyüdü

Türkiye ekonomisi 2025'te bir yandan ihracatta tarihi seviyelere ulaşırken diğer yandan dış ticaret açığındaki artışla karşı karşıya kaldı.

Mal ihracatı 273,4 milyar dolar, turizm gelirleri ise 65,2 milyar dolar ile rekor seviyeye ulaştı. Otomotiv sektörü 41,5 milyar dolarlık ihracatla liderliğini korurken, satılan her iki otomobilden birinin hibrit veya elektrikli olması dikkat çekti.

Buna karşılık dış ticaret açığı 92 milyar dolara, cari açık ise 25,2 milyar dolara yükseldi.

Şirket kapanışlarında dönem rekoru

Reel sektördeki gelişmeler ise ekonominin kırılganlıklarını ortaya koydu.

2025'te 34 bin 546 şirket kapanarak dönem rekoru kırdı. Kurulan şirket başına düşen kapanış oranının son beş yılda iki katına çıkması, işletmeler üzerindeki baskının arttığını gösterdi.

Şirketlerin aktif kârlılığı yılın ilk yarısında negatife dönerken, merkezi yönetim bütçesinde faiz giderleri yüzde 61,7 artarak 2 trilyon TL'nin üzerine çıktı.

Tarımda zirai donun etkisi ağır oldu

İklim koşulları ve zirai don, tarım sektöründe önemli kayıplara yol açtı.

65 ilde yaşanan zirai donun ardından kiraz üretiminde yüzde 70,6, fındık üretiminde ise yüzde 38,5 kayıp yaşandı. Tarımsal dış ticaret açığı da bir yıl içerisinde üç katına çıktı.

Bu tablo, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda tarımsal üretim, gıda güvenliği ve dış ticaret açısından da önemli bir ekonomik risk oluşturduğunu ortaya koydu.

2025'in öne çıkan ekonomik göstergeleri